Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KAT

Bir binada iki döşeme arasında kalan kesim.

Apartman dairesi.

KAŞKEMER

İkisinin merkezi kemer yayının içinde, ikisininkiyse dışında dört daire parçasından oluşan kemer. Bu eğrilerden ikisi iç bükey, ikisi dış bükey biçimindedir.

KAŞİGER

Osmanlıcada çini ustası. Bkz: Kaşi

KÂŞİ

Osmanlıcada çini, özellikle de çini kaplama plağı.

KAŞÂNE

Osmanlıcada büyük ve zengin biçimde döşenmiş konut yapısı.

KASNAK KİRİŞİ

Ahşap döşeme ve çatı strüktürü içinde bacanın geçeceği deliği oluşturan küçük kirişler.

JİPS

Bileşimi doğal sulu kalsiyumsülfattır. Doğada renksiz saydam, beyaz, gri, sarı, siyah renklerde, şekilsiz, telsel ya da güzel kristaller halinde bulunur. Jips 120 dereceye kadar ısıtılarak suyu uçurularak alçı yapılır. Alçı inşaat malzemelerinde, kalıp, alınmasında, yontu ve dekorasyon işlerinde kullanılır. Yarı saydam olan - jips albatr-ından süs ve kaplama işlerinde yararlanılır. Çok yumuşak olması nedeniyle kullanılması pek önerilmez. Alçıtaşı da denir.

JEODEZİK KUBBE

İZ TEKNİĞİ

Pişim öncesinde seramik obje üzerine çeşitli nesne ya da araçlarla bastırılarak uygulanan bir bezeme tekniği.

İZBE

-Rusya'ya özgü geleneksel ahşap küçük ev tipi. Genellikle ahşap yığma tekniğiyle çam kütüklerinin üst üste oturtulmasıyla yapılır. Çoğunlukla, yarı kapalı bir avluya açılan tek odalı iki evden oluşur.

-Türkçe'de mecazi anlamda nemli, bakımsız, ilkel evleri nitelemek için kullanılır.

İYON DÜZENİ

Antik mimarlıkta kullanılan bir biçim düzeni. İyonya'da geliştirildiği için bu adla anılmıştır. İyon sütunları doğrudan stülabata değil, silmeli bir kaideye oturur. Bunlar dor sütunlarına kıyasla ince ve uzundurlar. Sütun başlığı volat denilen iki helezoni kıvrımla bezelidir.

İTALİK

Soldan sağa doğru hafif eğimli biçimde tasarlanmış bir baskı hurufatı.

İŞLİK

Atölye ya da stüdyo.

İŞLEVSEL

İşlevine uygun biçimde yapılmış ya da biçimlendirilmiş nesne ya da yapılar.

İŞLEV

Bir yapının, sanat ürününün ya da eşyanın kullanım amacı. Örneğin okul eğitim ve öğretim işlevlerine, tapınak dinsel hizmetlere işlev eder. İşlevin mutlaka somut nitelikte olması gerekmez. Yalnızca prestij işlevi olan bir sanat yapıtından ya da estetik bir işlevden de söz edilmesi olanaklıdır.

İŞLEME

Genellikle kumaş üzerine yapılan bezeme, süsleme ve bu işte kullanılan bezeme ögelerinin tümü.

İŞKENCE

Marangozlukta tutkalla yapıştırılan iki ahşap parçayı sıkıştırmak için kullanılan ahşap ya da demir kıskaç.

İŞHANI

Sadece büro ve iş yeri olarak kullanılan çok katlı yapı türü. İlk örnekleri 19. yy İngilteresinde ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkış nedeni üretimden ayrı bir tücari ve mali etkinliğin doğuşunu sağlayan kapitalizmin belirişiyle gerçekleşmiştir. İşhanı önemli bir mimarlık yapı tipi olarak gelişimini 19. yy sonuyla 20. yy'ın ilk on yılında egemen olan Şikago okuluna borçludur. W. Baron ve J. Jenney, H.H. Ricardson, L. Sullivan gibi mimarlar elinde yapılan ilk önemli örneklerinden sonra işhanı mimarlığının tarihi büyük ölçüde gökdeleninkiyle birleşir.

İŞÇİ KONUTU

İşçi ailelerinin oturması için yapılmış konut. Apartman ya da ev biçiminde olabilir. İlk örnekleriyle 19. yy. başında İngiltere'de karşılaşılır. Bunlar müteahhitler eliyle yapılmış iki odalı, iki katlı dizi evler biçiminde inşa edilmişlerdi. Düşük kaliteleri ve yetersiz sağlık donanımlarıyla sürekli eleştiri kaynağı olan bu yapılar, 19. yy'ın ikinci yarısında yeni işçi konutlarının yapımına yol açmışlardır. 20. yy'ın ilk 20 yılı içinde ise Hoşşanda'da J.P. Oud ve H.P. Beriage gibi mimarlar elinde dizi ev şeması işçi konutu olarak olumlu örnekler vermiştir. 1920'li yıllarda 1930'ların başlarında Alman işçi sendikaları birliği Werkbund sayesinde gerçekleştirilen işçi konutları ise, türlerinin en olumlu örnekleridir. Sonraları, özellikle de II. Dünya savaşı ertesinde işçi konutu gelişmiş Batı ülkeleri için ayrı bir konut tipi olarak neredeyse ortadan kalkar. Bugün genel konut gereksinmesinin bir parçası olarak ele alınmakta, yalnızca işçi ailelerinin barınmasına …

İSTİNSAH ETMEK

Bir el yazması kitaptan bir nüsha daha yazma eylemi, eski hattatların ana uğraşları buydu.

İS TEKNİĞİ

Seramiğin pişirilmesi sırasında; fırın içinde organik bir maddeyi yakarak uygulanan seramik renklendirme tekniği.

İSPİT

Kemer, tonoz ya da kubbe inşası için gerekli olan ahşap kalıbı taşıyan strüktür. Ahşaptan yapılmış bir kemer biçimindedir.

İSPATULA / SPATULA

Palet üzerinde boya karıştırmak için kullanılan küçük, malaya benzer, esnek ve metalden yapılmış araç. 18. yy'a kadar yağlı boya resim yapımında ispatula kullanılmadığı biliniyor. İspatulanın bugünkü biçimiyle Fransız ressamı Courbet tarafından icat edildiği rivayet edilmektedir. İspatuladan boyayı karıştırmak için yararlanıldığı gibi, tual üzerinde boya dağıtmak için de yararlanılabilir.

İSODOMOS

Eş yükseklikte taş sıralardan oluşan harçsız Helenistik duvar örgüsü.

İSKEMLE

Kol dayama yeri olmayan arkalıklı oturma ögesi.

İSKELET

Bir yapının yalnızca taşıyıcı işlev gören ve çekme, basınç gibi kuvvetleri karşılayan çubuk ve plaklardan oluşan kesimi. Ahşap, betonarme ya da çelikten yapılabilir.

İSKELE

Bir yapının inşa edilebilmesi için dışına ya da içine kurulan geçici nitelikte ahşap ya da çelik strüktür. İnşaat malzemesi.

İSKAN

Yerleşme, yerleştirilme, yurtlandırma.

İPLİK

El yazması kitaplarda sayfanın yazılı bölümü çevresine altınla çizilen çerçeveyi oluşturan biri ince, diğeri kalın iki çizgiden ince olanı.


İPEK CEVİZİ

İPEKAĞACI

Ekvatora yakın bölgelerde yetişen, sarı parıltılı, ipek görünüşünde kerestesi olan değerli bir tür mobilya ağacı. Saten ağacı da denir.

İNŞAİ

İnşaata ya da yapının ana taşıyıcı bünyesine ilişkin her tür olgu ya da ögeyi niteler.

İNŞA ETMEK

Yapılar, yollar veya strüktürler yapmak ya da kurmak eylemi.

İNŞAAT MÜHENDİSİ

Her tür inşai etkinliğin teknik ve matematiksel yönüyle ilgili, karar verici düzeyde meslek adamı. 19. yy'a dek mimar ve mühendis arasında meslek alanları açısından bir fark bulunmazdı. Dolayısıyla da, mühendisliğin meslek alanı mimarlığın içerisinde yer almaktaydı. Ancak 19. yy'da ortaya çıkan karmaşık inşai sorunlar bu ikisinin ayrılmasını zorunlu kılabilmiştir. Bu dönemde bile, ayrım işlevsel olmaktan çok, estetik ölçülere göre yapılmıştır. Örneğin, bugün mimarlık ürünü olarak nitelenen pek çok yapı, 19. yy'da yalnızca mimarların onları uğraşmaya değer bulmayışı yüzünden mühendislik ürünü sayıldı. Sonuçta fabrika, depo, dok gibi yapılar estetik değer taşımayacağı varsayılarak mimarlarca bir yana bırakılıp mühendislerce tasarlandı. Gerçek bir mühendis-mimar ayrımının 20. yy'da belirdiğini söylemek yanlış olmaz.

İNŞAAT MALZEMESİ

Bir yapıyı inşa etmek için gerekli taş, kum, çakıl, demir, kireç, çimento, ahşap vs. türünden her tür ürün ve hammadde.

İNŞAAT HATASI

Bir yapının statik hesaplarından ya da inşaat sırasındaki mimari ve statik projesine uyulmamasından kaynaklanan kusurlu gerçekleştirilmesi durumu.

İNŞAAT

-Yapı inşa etme işlemi.

-Henüz yapı aşamasında olan yapı.

İNSULA

Antik Roma'da apartman türü konut yapısı.

İSLAM MİMARLIĞI

INRI

Çarmıha gerilmiş İsa'yı betimleyen her tür sanat yapıtında haçın en üst ucuna yerleştirilmiş yazı. -Ieus Nazarenus Rex Iudaeorum- (Yahudilerin kralı Nasıralı İsa) sözcüklerinin kısaltılmışıdır. Bu yazının çarmıha İsa'yla alay etmek için yerleştirildiği var sayılır.

İNDİGO

Bir tür koyu mavi boya. Tropik bir bitkiden elde edilirdi. Bugün aynı renk sentetik olarak üretilmektedir.

İNCE YONTU

Görünür yüzeyleri kalem ya da tarakla düzgün olarak işlenmiş inşaat taşı.

İNCE YAPI

Yapım eyleminin marangozluk işleri, kaplama ve boya badana gibi üretimleri içeren bölümü.

İNCE MARANGOZLUK

Mobilya yapımıyla uğraşan marangozluk dalı.

İMPOST BAŞLIK

Abakus kesimi ikinci bir başlık gibi biçimlendirilmiş, üst üste iki parçadan oluşan sütun başlığı. Bizans mimarlığında geniş ölçüde uygulanmıştır.

ATRİUM

Antik Roma konutlarında avlu. Evin ortasında bulunur, çevresini odalar ve onların önünü revaklar kuşatırdı.

İkinci bir anlam olarak Erken HristiyanBazilikalarında girişin önünde yer alan avlu.

İMPLUVİUM

Antik Roma evlerinin atrium denilen avlularının ortasında bulunan ve içinde damdan akan yağmur suyunun toplandığı havuz.

İMPLUVİATUM

Ortasında compluvium denilen bir açıklık bulunan Roma atriumlarının bir tipi. Atriumun çevresini dolanan çatının eğimi yağmur suyunu compluviuma doğru toplayacak yöndeyse, bu tipe impluviatum adı verilirdi. Karşıt biçimdeki tipe ise displuviatum denilirdi. Her iki ad da Antik Çağ'ın ünlü mimarlık yazarı Vitruvius'da geçmektedir.

İMPASTO

-Resim sanatları ürünleri üzerinde görülen çok kalın yağlıboya katmanı. Yüzeyinde fırça ve ispatula izleri bulunur.

-Fırça yerine ispatula kullanarak uygulanan bir yağlıboya resim yapma tekniği.

İMBREX

Antik Yunan ve Roma mimarlıklarında iki düz yada iç bükey biçimli kiremit.

İMAR PLANI

Bir kentin bugünkü ve gelecekteki yapılaşmasını ve gereksinimlerini belirleyerek, kentsel alanı buna göre düzenlemek amacıyla hazırlanmış plan. Türkiye'de nüfusu 10.000'i aşan belediyeler, tüm il merkezleri ve nüfusu 10.000'den az olsa da, böyle bir plana gereksindiği Bayındırlık ve İmar Bakanlığınca belirlenen kentler, birer imar planına sahip olmak zorundadırlar. İmar planları nazım plan ve uygulama planı olarak iki türdür.