Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TRAM

Fotoğraf klişelerinde resmi oluşturan ve ışık gölge düzenini ifade etmek için kullanılan noktacıklar ya da paralel çizgiler bütünü.

ÜLKÜSELLEŞTİRME

Resim ve heykelde canlı varlıklara gönderme yapan betileri; söz konusu varlığın en sağlıklı, en güzel, en yetkin biçimiyle oluşturma anlayışı. Klasik Yunan heykeli ülküselleştirmenin en belirgin örneklerini vermiştir.

VENEDİK OKULU

Rönesans'ın Venedik kentinde gelişen ve bazı yerel özellikler gösteren dalı. Özellikle resimde etkin olmuştur. En ünlü Venedik ressamları arasında Bellini ailesi, Giorgione ve Tiziano adları sayılabilir.

VARAK

Çok ince gümüş ya da altın levha. Yaklaşık bir pelür kağıdı inceliğinde alan varak, geçmişte cilt ve tezhip işlerinde kullanılırdı. Bugün kullanım alanı hemen hemen ortadan kalkmış gibidir.

VAROLUŞÇU GERÇEKÇİLİK

1948'de hızla yayılan varoluşçu felsefeden etkilenerek Paris'te bir araya gelen ressamlarca kurulan bir Modern Sanat akımı. Yapıtlarında dünyanın anlamsızlığını ve insanı yapayalnızlığını anlatmaya çalışmışlar, bu amaçla gri tonlarına ağırlık veren bir renk düzeni yaratmışlardır. Üyeleri; B. Buffet, A. Minaux, C. Venard'dır.

YERELLİK

Sanatta yalnızca bir bölgeye özgü olan her tür oluşumun genel niteliği. Bir üslup bir anlayış ya da bir öge yerel nitelikte olabilir. Örneğin; sadece Muğla'ya özgü bir baca biçimi yerel olduğu gibi, Karaman yakınlarındaki Binbir kilise'de bulunan Bizans dönemi yapıları da yerel bir üslubun ürünleridir.

YAZIT

-Anımsatma amacıyla veya anı değeri taşıyan bir metnin bir taş ya da metal vs. yüzey üzerine yazılmasıyla oluşan küçük anıt.

-Bir yapının tarihini yaptıranını ve tasarımcısını belirten ve bu metinin üzerine yerleştirilen yazı, kitabe.

GESAMTKUNSTWERK

-Tümel sanat yapıtı- anlamında Almanca sözcük. Aynı üslup ve sanatsal anlatımla gerçekleştirilmiş resim, heykel, bezeme, mobilya ve diğer uygulamalı sanat ürünlerinin bir mimarlık ürününün bünyesinde birleştirip bir araya gelişi. Böyle bir tutumla oluşturulmuş sanat yapıtı. İlk olarak Barok ve Rokoko üsluplarında gözlenen bu bütünleyici anlayıştaki ürünler için kullanılmıştır. Günümüzde ise, yukarıdaki temek ilke yaratılmış olan tüm çağ ve uygarlıklara ait yapıları niteler. Örneğin; Gesamtkunstwerk niteliğinde Art Nouveau ürünleri vardır.

ASİMETRİ

Bir simetri doğrultusunda gelişmemişliği ya da biçimlendirilmemişliği niteler.

ASİMETRİK

Asimetri durumunda bulunma halini ve bu durumdaki nesneleri niteler.

ARASTA

Osmanlı mimarlığında üstü açık ya da kapalı bir eksen üzerinde yer alan dükan sıralarından oluşan çarşı yapısı. En ünlüleri Edirne'de Selimiye Arastası ve İstanbul'da Sultanahmet camisi yanında bulunan arastadır.

ARA RENK

Resim sanatında iki renk arasında yer alan geçiş rengi. Kuramsal olarak iki temel renk arasındadır ve onların karışımından oluşur. Örneğin mavi ve sarı arasında yeşil onların karışımıyla ortaya çıktığı için bir ara renktir.

ARENA SAHNESİ

Tiyatro mekanının ortasında yer alan ve seyircilerle çevrelenmiş merkezi sahne. Çağdaş tiyatrolara özgü bir ögedir.

ARD İZLENİMCİ AKIM

P. Cezanne, V. Van Gogh ve P. Gaugin  gibi snatçıların anlayışlarını nitelemek için kullanılan bir terim. Hemen hemen hepsi İzlenimci akım içinde değerlendirilebilecek olan bu sanatçılar, yine de, birbirlerinden oldukça kesin çizgilerle ayrılan bireysel üsluplar geliştirmişlerdir. Örneğin; Cezanne Kübizm'in öncüsü gibi ele alınabilir; Buna karşılık Gaugin'in çalışmaları neredeyse Ekspresyonist ürünlerdir.

POST EMPRESYONİZM

HİREF

Osmanlıca'da bugünkü sanat ve zanaat sözcüklerinin ikisini de içeren bir anlam alanına sahiptir. Hemen hemen el işçiliğine dayanan her türlü üretim hiref kapsamında değerlendirilir, bu alanda çalışanlar ise, ehli hiref ya da erbeb ı hiref olarak nitelendirilirdi.

HATAYİ

Kökeninin Çin'e uzandığı varsayılan ve üsluplaştırılmış bitkisel örgelerden oluşan Osmanlı bezeme türü. Sözcüğün kökeninin de eski Türkçe'de Çin anlamında kullanılan -kıtay- sözcüğü oluşturmaktadır.

BİÇİM İŞLEVİ İZLER

İlk olarak 1805 yılında ünlü Amerikan mimarı L. Sullivan tarafından ortaya atılan bir slogan. Gününün eklektisist eğilimlerine karşı çıkarak, işlevselci bir mimarlık öneren bu özdeyiş, Modern Mimarlık'ın ana ilkesi haline gelecekti. Özdeyiş, mimari biçimlerin tarihsel üsluplardan devşirilmesini yadsıyarak, yeni biçimlerin ancak yeni işlevlere göre yaratılabileceklerini öne sürmektedir.

BENDERYAN İŞİ

Değerli taşlar üzerine yazı yazma tekniği ile oluşturulmuş eşya. Bu teknik 19. yy'da Benderyan adlı bir Ermeni usta tarafından yaratılmıştır.

BAYINDIR

Uygarca yaşama koşullarına uygun hale getirilerek, yapılarda ve çeşitli alt yapı ögeleriyle donatılmış alanları niteler.

BATARDO

Suyun içinde ya da zemin suyu çok fazla olan alanlarda yapı inşa etmek için yapılan inşaat alanını çevreleyerek suyu dışarıda tuta geçici nitelikte set.

KAPİ

Birmanya duvar resimlerinin kompozisyonlarında kullanılan dört ögeden biri. Diğerleri kanut, nari, gaja olan bu terimler Pali ve Sanskritçe de konu ve işlem tanımlamalarında kullanılmışlardır. Kapi aslında yalnız maymun betilerinin resmedilmesi anlamına gelmesine karşın, tüm hayvanları ve mitolojik varlıkları da kapsar.

NARİ

Birmanya duvar resimlerinin kompozisyonlarında kullanılan dört ögeden biridir. Diğerleri kanut, kapi ve gaja olan bu terimler Pali ve Sanskritçe'de konu ve işlem tanımlamalarında kullanılmışlardır. Nari'nin sözlük anlamı kadındır. Genel olarak insan vücudu, tanrı ve Buda betilerinin  gerçekleştirilmesi anlamına gelir.

NARRATIVE ART

Öyküleyici sanat. (tıklayarak öyküleyici sanatın anlamına erişebilirsiniz)

NANGA OKULU

17. yy'da belirerek 18 yy'da oldunluk dönemine erişen Japon resmi okulu. Temel özelliği amatörler, şair ya da bilginler tarafından zevk için yapılan ürünleri içermesidir. Profesyonel sanatçı olmayan, yazınsal eğitim görmüş kişilerce, kişisel bir uğraş olarak resim yapma geleneği Çin'e özgüdür. Japonların bu geleneği oradan aldıkları bilinir. Bu nedenledir ki Japonya'da Çin'dekilerden ayırt edilmesi neredeyse olanaksız ürünler yaratılmıştır.

MONOPTER / MONOPTEROS

Yalnızca bir çevresel sütun dizisiyle bir çatıdan oluşan ve calia kesimi bulunmayan dairesel planlı Antik tapınak. Antikite'de çok seyrek rastlanan bir tipdir. Buna karşılık Barok'ta ve Yeni Klasik mimarlıkta, özellikle de bahçe mimarlığında sıkça kullanılmıştır.

ÇİFTE KATEDRAL

Erken Hıristiyan mimarisinde yan yana iki bazilikadan oluşan katedral. Bu iki yapının eksenleri birbirine paraleldir ve farklı işlevlere hizmet ederler. Bununla birlikte bu işlevlerin tam olarak ne oldukları anlaşılmış değildir.

ÇİZGİSEL

-Bir yüzey üzerinde bir çizgi gibi ya da bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya ögeleri niteler.

-İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.

ÇİNİ MOZAİK

Küçük çini parçalarının yan yana dizilmesiyle oluşturulan bezemeli duvar kaplaması. Özellikle İran, Orta Asya Türk ve Anadolu Selçuklu yapılarında görülür.

ÇİNİ ÇAMURU

Çini yapımında kullanılan hamur. Kütahya'da şu bileşimle yapılmaktadır; 100 birim kaolen, 50 birim tebeşir, 25 birim kil, 5 birim mihalıççık kili. Bu karışım suyla karıştırılarak bir süspansiyon haline getirilir. Süzüldükten sonra kullanılır.

ÇIRAĞAN

Özellikle Lale devrinde yaygınlaşan bahçeleri geceleyin kandillerle aydınlatma geleneği, Boğaziçi'ndeki Çırağan sarayının adı inşa edildiği alanda eskiden bu eğlencenin yapılmasından kaynaklanmaktadır.

BASAMAKLI PİRAMİT

Dört yönden zirveye doğru merdiven biçiminde yükselen piramit. Bu tür yapıların en eski örneği Mısır firavunu Koser için Sakkara'da yapılan basamaklı piramittir.

BAŞKALAŞIM

Resim ya da heykel yapıtında yer alan bir betinin gerçek doğadaki varlık yada nesneye gönderme yapan biçiminden ve tanınabilir olmaktan uzaklaştırılmış oluşu durumu. Bu uzaklaşma onu başka bir gerçekliğe gönderme yapar niteliğe getirir.

AYLAMA

Taç kapı kemerini oluşturan, birbirinden içerlek olarak gittikçe küçülen iç içe kemerlerden her biri. Gotik ve Romanesk mimarlıklarda görülür. Kemer aylaması da denir.

AYNALI TONOZ

Dikdörtgen ya da kare planlı manastır tonozunun tepe kesimi yatay bir düzlemle kesilmiş biçimi.

ANTİKA

Eski çağ ya da uygarlıklardan kalma kültürel ve sanatsal değer taşıyan taşınabilir boyutta öge. Genellikle, satın alınabilir nesneler için kullanılır.

DOR DÜZENİ

Antik mimarlıkta kullanılan üç düzenden biri ve en eskisi. Kökeninin ahşap yapı olduğu sanılır. Büyük olasılıkla, Arkaik çağda geçerli olan ahşap tekniğine özgü detayların sonradan bir oranda sadakatla taşa geçirilişi sayesinde ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte Eski Mısır da kullanılan Proto Dorik'in de köken olarak düşünülebilmesi olanaklıdır.

PANAGHİA

Ortodokslarca Hz. Meryem'e verilen ad. Bizans ve genel olarak Ortodoks ikonografisinde kiliselerdeki Meryem betilerine ve ikonlarına da panaghia denir.

PALLADİUM

Antik dünyada bir kentin koruyucu tanrısı ya da simgesi sayılan tanrı veya tanrıça heykellerine verilen genel ad.

PALENK

Türk konut mimarisinde,  kapılar da ya da pencerelerin kafes ya da kepenklerinde dışarısını gözetlemek için açılmış küçük delik. Göz deliği de denir.

PALAZZO

İtalyanca da saray anlamına gelen sözcük, sanat tarihinde İtalyan Rönesans ve Barok sarayları söz konusu olduğunda kullanılır. (palazzo pitti, palazzo rucellai gibi)

HEYKELTIRAŞ

Heykel yapımı ile uğraşan kişi.

HAÇVARİ PLAN

-Genelde haç biçiminde plan düzenine sahip yapılar için kullanılır.

-Bizans mimarlığında dört kolu tonozla, bunların kesişme noktası ise, kubbeyle örtülü haç biçiminde plan düzenine sahip kilise tipi. Orta Bizans döneminde yaygınlaşmış ve kullanımı geç dönemlere kadar sürmüştür.

GROUPE DES XX

Belçikalı sanat eleştirmeni O. Mans tarafından 1883'de örgütlenen grubun ana amacı, eserlerinin sergilenmesi galerilerce reddedilen sanatçıların yapıtlarını kamuya sunmaktı. Bu sayededir ki ortadan kalktığı 1893'e dek Cezanne, Van Gogh, Toulousse-Lautrec gibi sanatçılar yapıtlarını sergilemek imkanı buldular.

GRİFON

Baş ve kanatları kartal, gövdesi aslan biçiminde bir mitolojik yaratık. Esli Asur, Pers ve Yununan sanatında bezeme örgesi olarak kullanılmıştır. Kullanımı, Avrupa'da Rönesans'tan sonra yine yaygınlaşmış ve 19. yy sonunda sanatta eklektisist dönemin bitişine kadar sürmüştür.

ARIŞ

Kumaş ya da her tür yaygının ana iskeletini oluşturan ve arasından atkıların geçirilmesi ya da üzerine düğüm atılması için gerilmiş paralel iplikleri. Çözgü de denir.

ARKEOLOJİK RESTORASYON

Bugün yaşamayan, kullanılmayan ve işlevlerini yitirmiş anıtların korunmasıyla, genellikle sağlamlaştırma ya da anastilosis şeklinde yapılan restorasyon uygulamalarıdır. Bu işlem sonunda yapıların yeni işlevler yüklenmeleri olanaksızdır; tamamlanamadan ele geçen ya da ayakta kalan ögelerin değerlendirilmesiyle ana çizgileri ortaya koyulur.

APOTEOS

Antik Yunan ve Roma'da kişilerin tanrı düzeyine yüceltilmesi. Yunan sanatında Apoteos sahneleri özellikle Herkules'in tanrılaştırılmasını betimler ve çoğunlukla vazo resmi biçiminde görülür. Roma'da imparatorluk döneminde başlar, hem imparator hem de ailesi için apoteos'lar yapılmıştır. Hıristiyanlıkla birlikte ortadan kalkan apoteos sahnesi, Batı'da antikite'ye hayranlık ve öykünme eğilimleri artınca, 19. yy'da eklektisist  akımların doğuşuyla yeniden belirir. Bunların en ünlülerinden biri Fransız ressam Ingres tarafından yapılan -Homeros'un apoteos'u- adlı tablodur.

ANKOSTİK

Boyar maddenin erimiş balmumuyla karıştırılıp resim yapımında kullanılma tekniği. Gerek duvar resmi gerekse de ikon yapımında uygulanmıştır. Balmumu boyanın yüzeye tespiti bir ütü ya da benzeri bir araçla ısı uygulanması sonrası sağlanır. Rönesans'ta da görülen ankostik tekniği, daha çok Bizans'a özgüdür. Antikite'de de kullanıldığı sanılır.  19. yy canlandırılmak istenmişse de, bu tür denemeler önemli ürünler vermiştir.

KOPİST / KOPYA RESSAMI

Özellikle resimde ünlü sanatçıların yapıtlarını aynen kopya eden fakat bunu sahtekarlık amacıyla yapmayan kişi.

KONTRAST

Her tür sanatsal kompozisyonda renk değerleri ya da diğer nitelikler açısından ögeler arasındaki karşıtlık. Örneğin, simetrik bir genel düzen içinde yeralan ve bu simetriye uymayan tek bir öge, kontrast yaratıcı niteliktedir.