Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TRİPLET

Gotik mimarlıkta simetrik dizilmiş yan yana üç pencereden oluşan biçim düzeni. Üçüz pencere yada üçüz kemer de denir.

TÜF

Volkandan çıkan ufak çaplı maddelerin su içinde ve karalarda çökmesiyle volkanik tüf ya da tüfit adı verilen külteler oluşur. Tüfler tamamyla çimentolaşmamış ve değişmeye neden olacak etkilerle karşılaşmadıkları için boşluklu ve hafiftirler. Kimyasal bileşimlerine göre renkleri beyaz, gri, bej, sarı, pembe, kırmızımsı, mor ve siyahımsı olur. Çok miktarda ve değişik renklerde bulunması, çıkarma ve işlenmesinin kolay olması nedeniyle Anadolu'da çok eski çağlardan beri yapı taşı olarak kullanılmaktadır. Tüfler ocakta iken yumuşakçadır. Ocaktan çıkarılıp açık havada bırakılınca içindeki ocak suyu uçar ve taş sertleşir. Orta Anadolu'da geniş alanlar kaplayan volkanik tüflere, yonulmalarının koly olması nedeniyle yonu ismi verilmektedir. Tüm çağlar içinde en fazla Antik Roma'da kullanılmış ve hafifliğinden ötürü tonoz ve kubbe gibi örtü ögelerinin yapımında yeğlenmiştir.

BAZALT

Koyu siyah renkli, ufak kristalli ya da camsı volkanik kütle olup, magmatik kütlelerden bir grubun yüzey tipidir. Bazaltlar yoğun ve sert olduklarından, basınca karşı direnci en yüksek taşlardır. Bundan dolayı her yerde inşaat taşı, parke, mıcır yapımı için aranırlar. Gevşek ve gevrek olan bazı bazalt tüfleri çok boşluklu olur. Bu özelliklerinden ötürü de hafif yapı malzemesi ve asitlere dayanıklı gereç yapımında kullanılır.

BENİZURİ E

Çok renkli Japon baskı resim yapım tekniği. 1940'larda belirmiştir. Bu tarihten önce baskı teknikleri yalnız konturların yapımında kullanılır, renklendirme elle yapılırdı. Benizuri-e'de ise renkler sayısı 20 ya da 30'a varan farklı basım levhaları kullanılarak baskı yöntemiyle elde edilmiştir.

BENİ E

Gül kurusu rengin hakim olduğu Japon baskı resmi. Bu resimlerde siyah konturlar ahşap baskı ile elde edilir, renklendirme elde yapılırdı. 1940'larda benizuri-e'nin ortaya çıkışıyla söz konusu teknik kullanılmaz olmuştur.

MEŞK

1. Hat sanatında yazmayı öğrenmek amacıyla yapılan çalışma. Bu çalışmada üretilen yazı sayfalarının bazıları, sanatta rastlantısallığın erişebileceği yüksek bir başarı düzeyi sergilerler. Hafız Osman ve karalamacı Hamdi efendi gibi hattatların meşkleri ise, çalışma sayfası olmaktan çok, amacı sanatsal üretim olan birer yapıt niteliğindedir.

2. Hat sanatında çalışılırken örnek tutulan yüksek kaliteli hattat yazılarına verilen ad. Bunlar başlı başına birer sanat yapıtı sayılırlar.

3. Arap yazısının en erken ortaya çıkıp kısa sürede terk edilen türlerinden biri.

KARALAMA

Hat sanatında meşk denilen, çalışma ve alıştırmalar sırasında üretilen yazı sayfası. Bu ürünleri bir sanat değeri taşıyabilir. 18. yy'ın ünlü hattatlarından karalamacı Hamdi efendi bu tür çalışmalarıyla ünlüdür.

KARAKALEM

Kurşun kalem kullanılarak yapılmış resim.

TOPRAK BOYA

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir. Günümüzde sentetik boyaların belirişi sonucunda artık pek kullanılmamaktadır.

TÜRK BAROĞU

Osmanlı Sanatı'nın yaklaşık 1720'den başlayarak 1830'a dek süren dönemi. Ürünleri özellikle mimarlık ve bezeme alanlarında görülen Türk baroğu, Batı etkilerinin belirtileriyle bağlantılı bir oluşum sayılabilir. Yapımına 1740 yılında başlanan Nuruosmaniye camisi dönemin ilk önemli ürünüdür. Avlu kesimi eğrisel plan düzeniyle Batı Barok'una büyük benzerlikler gösterir. Çağın diğer önemli yapıları, Ayazma, Beylerbeyi, Laleli, Selimiye (Üsküdar) camileridir. Yine bu dönemde çeşme ve sebil yapıları Klasik Osmanlı döneminde kazanmadıkları bir ağırlıkla ortaya çıkarlar. Bu anıtsal çeşme yapıları arasında Tophane, Azapkapı ve Üsküdar meydan çeşmelerinin adı sayılabilir. Genel özellikleriyle Batı etkileriyle belirmesine karşın, Türk ya da Osmanlı baroğu özgün bir yaratıcılık gösterir ve sonraki dönemin öykünmeci eklektisist tutumundan ayrılır. Avrupa Barok'unun Türkiye'deki bir yansıması sayılmaktan çok, Osmanlı sanatındaki bir baroklaşma eğilimi olarak değerlendirilebi…

TÜRK AMPİRİ

Fransa'da belirem Ampir Üslubu'nun Türkiye'de ki etkileri sonucu oluşan üslubun adı. Türk Baroğuna göre daha sadeleşmiş bir biçim dili ve Klasik ögeler kullanılır. Genel olarak, Türk Baroğu ve Ampiri arasında kesin bir çizgi çizmek zordur. Ürünler her iki üslubunda etkilerini yansıtırlar. Ampir'in Türkiye'de ki en ödünsüz örneğinin Cağaloğlunda II. Mahmut türbesi (1840) olduğu söylenebilir.

AMPİR ÜSLUBU

I. Napoleon'un egemenlik yıllarında (1804-1814) oratay çıkan ve etkisini mimarlıkta dekoratif sanatlarda gösteren bir Yeni Klasik üslup. Türkiye'de dahil tüm Avrupa'ya ve ABD'ne yayılmış, her ülkede bir oranda farklılaşmakla birlikte, ana özelliklerini korumuştur. Antik Yunan ve Roma biçimlerini tam bir sadakatle değil de, sadeleştirerek kullanmış, bezeme ve süslemeyi kendinden önceki dönemlere göre oldukça kısıtlı bir alanda uygulamaya çalışmıştır. Üslubun etkileri 1840'a dek sürmüştür. (ayrıca bkz: Türk ampiri)

ANTİKİTE / ANTİK ÇAĞ

Yaklaşık olarak MÖ 6. yy'la MS 3. yy arasında kalan dönem. Bu dönemde varlığını sürdürmüş tüm uygarlıklar için değil, sadece Yunan ve Roma için kullanılır. MS. 3-6. yüzyıllar için ise Antik çağ deyimi geçerlidir.

REGENCY STYLE

İngiliz sanatının 1811 ile 1830 arasındaki dönemi. Dönem IV. George'un naiplik ve saltanat yıllarını kapsar ve adını da, onın Pringe Regent (Naip Prens) ünvanından alır. Çok kesin çizgilerle ayırt edilebilir olmamasına ve çok çeşitli eğilimleri içine almasına karşın, Büyük ölçüde Fransız Ampir üslubundan etkilenmiştir. Antikite'nin biçim diliyle bağlantılı, zarif ve sade bir anlatım geliştirmeyi amaçlamış, özellikle dekorasyon ve mobilya da uygulanmıştır.

REGİONALİSM

1930'larda ABD'nde gelişen bir resim akımı. Üslup oratklığı göstermeyen, sadece Amerika'ya özgü konuları işleme konusundan aynı görüşte birleşen T.H. Benton, G. Wood gibi sanatçıları içerir.

SANAT

Artık eskimiş bir formülleştirmeyle sanat; insanoğlunun yarattığı yapıtlarda güzellik ülküsünün ifadesi biçiminde tanımlanır. Oysa, güzellik ülküsünün sanat için bir zorunluluk olmadığı, çağdaş sanat düşüncesi evreninde bir yeri kalmadığı kesin gibidir. Dolayısıyla sanatı bugün Thomas Munro'nın tanımıyla; doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisi diye nitelemek olanaklıdır. Doyurucu estetik yaşantı oluşturmak ise, mutlaka güzellik etkisi oluşturmak zorunda değildir. Örneğin, ilkel toplumların ya da Azteklerin sanatları, güzel olmaktan uzak olduğu gibi, bunu amaçlamış olduklarını kanıtlayacak bir ipucundan da yoksunuz. Çoğu kez ve çoğu toplumda sanat yapıtının yarattığı estetik yaşantı, korkutma, tiksindirme, irkiltme boyutlarına sahip olabilmektedir. Güzellik kavramının sanatsal düşünce içinde baş köşeye yerleştirilmesi ancak Rönesans'ta ortaya çıkar ve 19. yy'da neredeyse resmi bir sanat ideolojisine dönüşür. Çağdaş sanat anlayışı, güzel s…

SANAT FELSEFESİ

Sanatın ve sanatsal yaratıcılığın ne olduğu, sanat yapıtının nasıl oluştuğu ve sanatın amacı gibi sorulara yanıt arayan felsefe dalı. Başlangıvı Antik Yunan'a ve Platon'a dek uzanır.

PLANYA

Marangozlukta ahşap parçaların yüzeylerini düzeltmek için kullanılan bir araç. Eskiden bu işi gören bir tür rende anlamına gelen bu sözcük, günümüzde ekseni çevresinde bir motor yardımıyla dönen bir diskle donatılmış araç için kullanılmaktadır.

PASTOFORİON / PASTAFORYON

Erken Hristiyan ve Bizans mimarisinde diakonikon ya da prothesis görevini yapan ve apsidinin iki yanında yeralan odaların ikisi birlikte pastaforion diye adlandırılır. Pastoforion lütürjik objelerin saklandığı bu mekanlara verilen genel addır.

PANDANTİF

Bir geçiş ögesi. Kare planlı bir duvar üzerine kubbenin oturabilmesini sağlar. Bu amaçla köşelerde oluşturulan üçgen biçiminde iç bükey parçalara pandantif denir. Küresel bingi diye de adlandırılır. İlk olarak Çeç Antik çağ'da Suriye'de kullanılmış, daha sonra Bizans mimarlığının ana ögelerinden biri olmuş ve Osmanlı mimarlığında da kullanımı sürmüştür. Anadolu Selçuklu yapılarında pek görülmez.

KREML / KREMLİN

Eski Rus kentlerinin yönetimsel işlevleri ve sarayı barındıran iç kalesi. Yalnız Moskova'nın değil, Novgorod, Klev gibi kentlerinde kremlleri vardır. Kremller burçlara berkitilmiş surlarla çevrilidir. En ünlü olanı Moskova kremlinidir. 15. yy'da inşasına başlanan kompleks, çeşitli dönem ve üsluplara ait yapıları içerir. Bazı Rönesans dönemi İtalyan mimarları da burada çalışmıştır.

KSOANON

Yunan sanatı'nın geometrik dönemine ait üç boyutlu ahşap kült belirtisi. Bunlardan günümüze hiç bir örnek kalmamış olduğundan biçimleri konusunda bilgi yoktur. Bununla birlikte, sonraki dönemin anıtsal heykelciliğinde etkili olmadıkları sanılmaktadır.

KSİLOGRAFİ

Ahşap levha kullanılarak yüksek kazı tekniği ile gerçekleştirilmiş bir kazıresim türü. 15. ve 16. yüzyıllar arasında çok uygulanmış bir tekniktir.

KONSTRÜKTİVİST

1. Konstrüktivizm anlayışı doğrultusunda çalışmış sanatçı.

2. Konstrüktivizm'e ilişkin duyguları niteler.

D GRUBU

1933'de kurulan bir Türk ressamlar topluluğu. Amacı yeni akımları tanıtmak ve Batılı sanat anlayışını kamuoyunda yaygınlaştırmaktı. Kurucu üyeleri Abidin Dino, Z.F İzer, E. Naci, C. Tollu, N. Berk, ve Z. Müritoğlu'dur. Gruba 1934'de Cemal Nadir, daha sonra B. Rahmi Eyüboğlu ve T. Zaim, 1939'da H. Dikmen, E. Üren, E. Eyuboğlu, A. Kaptan ve S. Urallı katıldı. 1947'den sonra grup üyeleri ortak sergi açmadı. Üyeleri genel bir üslup bütünlüğü göstermezler. Dönemin tüm resim akımları grubun içinde temsil edilmekteydi.

ALT BOYA

Bir yağlıboya resmin oluşumu sırasında, yapılan hazırlık niteliğinde ilk çalışma. Bu çalışma ile resim kompozisyon açısından tamamlanmış olur. Sonraki çalışmalar ayrıntıların yaratılması için yapılır.

ALMAŞIK DUVAR

Aşağıdan yukarıya doğru ardışık olarak sıralanan farklı malzeme dizileriyle oluşturulmuş duvar. Genellikle, taş ve tuğla örülür. Antik Roma'da, Bizans ve Erken Osmanlı mimarlıklarında görülür.

ALLEGORİ

Bir düşünce kavram ya da sanat dışı herhangi bir değişikliğin figüratif bir simge halinde betimlenişi. Sınırları, adalet, bilim gibi soyut kavramlardan kilise, havra gibi dinsel kuruşluşları, hatta büyük ırmakları betimlemeye dek uzanır. İlk kez Gotik sanatta belirir.

OTOGRAFİ

Önemli kişilerin el yazısı. Otografiler Batı'a yaygın bir koleksiyonculuk konusudur.

Taşbaskı resim yapımında baskı hazırlanacak özgün resmi taş kalıp üzerine geçirme işlemi.

OPERA

İçinde opera yapıtları sahnelenen gösteri binası. 17. yy'ın sonlarında beliren opera binaları dönemin Barok tiyatrolarından farklı değillerdir.Tek ayırıcı özelliği bir orkestra çukuru içermek olan opera yapısı, günümüzde de gelenekselleşmiş biçimini korumaktadır.

OP ART

İngilizce Optical Art (Optik Sanat) sözcüklerinin kısaltılmış biçimi. Op Art bir derinlik veya üç boyutluluk yanılsaması yaratmayı amaçlayan soyut sanat ürünlerini içerir. Batı sanatı daha Rönesans'dan bu yana daima iki boyutlu resim düzlemi üzerinde üçüncü boyut etkisi vermeye çalışmıştır. Op Art bu eğilimin soyut sanatta ortaya çıkan sonuç noktasıdır. Onda, artık resimsel yapıt diğer niteliklerinden soyutlanarak, yalnızca bir üç boyutluluk yanılsamasına indirgenmiştir. Bu etkinin elde edilebilmesi için geometrik biçimlerin ritmik düzenlemesi ve geometrik biçimler üzerinde renkle modle yapılması gibi yöntemlere başvurulur. En ünlü Op Art sanatçılarının başında Vasarely gelmektedir. Op Art, özellikle 1960'larda gelişmiştir.

OLİFANT

Ortaçağ Avrupa'sında kullanılan bir müzik aleti. Fildişinden yapılmış ilkel bir kornodur. 10. yy'da beliren olifantlar, Mısır Fatimi sanatının ve Bizans'ın etkilerini taşıyan bezemelerle süslüdürler. 16. yy'dan sonra olifant yapılmamıştır.

NATÜRALİST

1. 19. yy'da gelişen Natüralizm doğrultusunda çalışan sanatçıları bu anlayışla üretilmiş yapıtları ve bu anlayışın düşünsel çerçevesini niteler.

2. Genel olarak, her tür sanatta ve çağda özellikle de resim ve heykelde betimlenen gerçekliği doğaya sadakatle yansıtmayı amaçlayan sanatsal anlayışları ve bu doğrultuda üretilmiş yapıtları niteler.

KÜBO FÜTURİZM

Birinci dünya savaşı öncesinde Rusya'da gelişen bir sanat akımı. Kübizm ve Füturizm'in bir bileşimi olarak nitelenebilir. Süprematizm ve Konstrüktivizm'in soyutlaşma anlayışına bir geçiş oluşturur. En ünlü üyesi Malevich'di.

OSMANLI RESSAMLAR CEMİYETİ

1908'de İstanbul'da kurulan bir sanat derneği. Türkiye'de batılı anlayışta bir resim ve heykel sanatının gelişmesini amaçlamaktaydı. İlk yıllarında Abdülmecit efendinin parasal yardımlarıyla ayakta durup bir de gazete yayınlayan derneğin adı, 1921'de Türk ressamlar cemiyeti, 1926'da Türk sanayi i nefise birliği ve daha sonrada Güzel sanatlar birliği oldu.

OFORT

Bir kazıresim yapım yöntemi. Bakır ya da Çinko levha kullanılarak çukur kazı tekniği ile yapılır. Önce Bakır ya da Çinko levha üzerine güçlü bir vernik katmanı sürülür. Basılması istenilen resim bir yazı kalemiyle bu vernik yüzey üzerine kazınarak çizildikten sonra, levha aside batırılır. Asit vernikli yüzeyi etkilemediği halde, kazınmış ve dolayısıyla verniği kalkmış yüzeyi aşındırdığından, levha üzerine oyuklar oluşur. Mürekkep sürüldüğünde bu oyuklara dolacağından, bir kağıda bastırıldığında, resim aynen kağıda aktarılmış olacaktır. Resimde daha ayrıntılı tonlamalar isteniyorsa, bazı kesimler daha uzun süre asitte aşındırılabilir. Bu sıra aşınması istenmeyen alanlar katranla örtülerek korunur.

OBTÜRATÖR

Fotoğraf makinesinin karanlık kutusuna  ışığın giriş süresini düzenleyen aygıt.

OSMANLI SANATI

Osmanlı devletinin sınırları içinde 1299'dan 1923'e dek gelişen sanat. Şu dönemlere ayrılır;

a) Erken Osmanlı sanatı (1299-1453)
İstanbul'un fethi öncesinde Osmanlı sanatının oluşum dönemidir. En önemli ürünleri mimarlık ve mimari bezeme alanlarında görülür. Çok işlevli cami gibi yeni bir yapı tipi de yine bu dönemde belirir. Kubbe Selçuklu dönemindekinin aksine, mimarlıkta ana örtü ögesi haline gelir. Bursa Ulucamisi Edirne'de Yeni cami'de en başarılı örnekleri görülen yeni bir kubbeli ulucami tipi ortaya çıkar.

b) Klasik Osmanlı sanatı (1453- 1720)
Sanatta yeni Osmanlı sentezi İstanbul'un alınışıyla birlikte başlar. Mimarlıkta önceki dönemde denenmeyen büyük boyutlu strüktürel çözümlere yönelinir. Kubbenin olanakları bu çağda araştırılacak ve Sinan'la birlikte, Süleymaniye, şehzade ve Selimiye gibi örneklerde doruk noktasına çıkan başarılara ulaşacaktır. 16. yy'ın sonundan 18. yy'ın başına dek mimarlık Sinan'ın geliştirdiklerini aşma çabası p…

RÖLİKER

Röliklerin korunması için yapılmış özel kutu. Cam, metal, mermer, ahşap vs. gibi her tür malzemeden yapılabilirdi.

RÖLİK

Hristiyanlıkta Hz. İsa, aziz ya da azizelerle ilişkili ya da onlardan arta kalan kutsal eşya veya parçalar. Örneğin, Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği haçın parçalaro rölik sayılır. Kutsal kişilerin kemik parçaları da röliktir. Rölikler röliker denilen özel kutularda saklanır.

ROCAİLLE

16. yy2ın ortalarında ilk kez kullanıldığında, Grotto gibi yapay kayalık manzaralar yaratmak anlamında bir mimari sözcük olarak belirdi. 18. yy'ın çeyreğinden sonra Rokoko üslubunun aşırı zengin uygulamalarını nitelemek için kullanılan Rocaille, Victor Hugo tarafından söz konusu üslubun karşılığı olarak önerildi. Fransız sanat tarihçileri tarafından yakın zamana kadar bu son anlamında koruna gelen sözcük, artık yerini tümüyle Rokoko'ya terketmiştir.

TASARLAMA

Sanatsal değer taşıyan bir ürün ortaya koymak amacıyla yapılan, fakat ürünün gerçekleştirilme aşamasını içermeyen çalışmaların tümü. Daha açık bir anlatımla, örneğin resim sanatında tasarlamadan söz edilemez. Çünkü resimde gerçekleştirme ve tasarım aşaması diye iki ayrı çalışma alanı yoktur; yapıtın tasarlanması aynı zamanda gerçekleştirilmesi demektir. Oysa, mimarlık ve endüstri tasarımı gibi alanlarda ürün önce düşünsel yönü ağır basan bir çalışmayla oluşturulur, daha sonra da, sanatsal nitelikte olmayan etkinlikler sonucunda bir yapıta dönüştürülür.

TASARIM

Bir tasarlama eylemi sonucunda beliren ve asıl yapıtın gerçekleştirilmesi sırasında yönlendirici olan proje, çizim, maket vs. gibi ürünlerin tümü.

SOMUT SANAT

Malevich başta olmak üzere Konstrüktivistlerin ve De Stijl akımının resim anlayışlarını anlatmak için 1930'da yaratılan bir deyim. Günümüzde çok seyrek olarak kullanılır. Geometrik bir kompozisyon anlayışını ifade etmektedir.

SİT

İcomos'un tanımına göre, insanın ya da her ikisinin eseri olan ve korunmalarında kamu yararı bulunan bir kentsel ve kırsal çevre sit alanı sayılır. Böylesi bir alanın sit olarak nitelenebilmesi, ancak, parçalanamaz ve kendi içinde bitmiş bir bütünsellik göstermesi durumunda olanaklıdır.

SİNKRONİZM

1912'de M. Russel ve S Mc Donald Wright tarafından başlatılan bir sanat hareketi. Önceleri Ard-İzlenimcim bir eğilim gösteren sanatçılar daha sonraları Soyut Resim'e yönelmişlerdir. Hareket 1918'den sonra ortadan kalktı.

SİNKRETİZM

-Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşememiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu.

-Ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla, farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.

SERGİ MİMARLIĞI

1851 Uluslararası Londra sergisinin açılışı için yapılan Chrystal Palace'dan bu yana tüm büyük fuar ve sergileri mimarlık ve konstrüksiyon teknikleri alanındaki yeniliklerin denendiği bir ortam oluşturmuşlardır. Bu amaçla oluşturulan yapıların ayrı bir sergi mimarlığı kategorisi oluşturduğu söylenebilir. Bunlar, çoğunlukla strüktüel başarısı diğer özelliklerine ağır basan, geniş ve tek mekanlı yapılardır. Çelik ve cam gibi yeni malzemeler ile pnömatik ve çadır strüktürler ilk kez bunlarla denenmişlerdir.

SERİGRAFİ

Özel dokulu ipekli bir kumaş kullanarak özgün baskılar yapma işlemi ve tekniği. Çoğaltılacak resim önce bir çerçeveye gerilen ipekli üzerine çizilir. Bu çizimde kullanılan malzeme sayesinde, daha sonra yüzey üzerine uygulanan zamk, çizili alanlar dışında kalan kısmı örter. Alta kağıt konulup üste ipek gerili kasnak yerleştirilir; bunun üzerine de mürekkep konulur. Zamkın doldurduğu gözeneklerden akamayan mürekkep, çizili yüzeylerden akıp kağıda geçer. Böylelikle desen çoğaltılmış olur. Bu işlem her renk için tekrarlanır.

PİRAMİDAL KOMPOZİSYON

Avrupa sanatında, bir resimde yer alan betileri bir eşkenar üçgenin sınırları içine yerleşecek biçimde resmeden kompozisyon. Yetkin biçimde, ancak Rönesans döneminin ünlü İtalyan sanatçısı Raphaello tarafından kullanılmaya başlanmıştır.