Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DOĞADAN ÇALIŞMA

Canlı model ya da doğa karşısında resim ya da heykel yapma işlemi, doğadan ilham alma.

DİPTER / DİPTEROS

Antik Yunan mimarlığında naosu oluşturan ana nüvesi iç içe iki sütun dizisiyle çevrelenmiş tapınak tipi.

DİRECTOİRE ÜSLUBU

Fransız sanatının 1793 ile 1804 arasındaki dönemi. Özellikle iç mimarlık ve mobilyayı etkilemiştir. Krallık döneminin yeni klasizmi ile Ampir üslubu arasında bir geçiş oluşturur. Son yıllarında Eski Mısır sanatı ögeleri de kullanılmaya başlamıştır. Diğer açılardan yeni klasizmden çok fazla ayrılan bir tasarım anlayışına sahip değildir.

PANO

Mimarlık ve dekorasyonda çevresi silmeli bir çerçeveyle sınırlanmış bezeli ya da düz yüzeylere verilen ad. Panolar duvar üzerinde olabilecekleri gibi, kapı, dolap kapağı ve mobilya üzerinde de yer alabilirler. Çeşitli oymacılık teknikleriyle ya da boyamayla bezenebilirler.

Avrupa sanatında tualin kullanımında önceki yüz yıllarda üzerine resim yapmak için kullanılan ince tahta levha. 16. yy'a kadar resim sanatının ana malzemesi olan panolar, bu dönemden sonra yerlerini çerçeveye gerilmiş beze, yani tuale terketmişlerdir. Pano yapımı için ıhlamur, meşe, ceviz gibi nemden ve ısıdan etkilenmeyen ahşap türleri yeğlenirdi.

Taşıyıcı nitelikte olmayan, bölücü olarak işlev gören düşey mimari öge. Örgü ve döküm teknikleri ile gerçekleştirilmesi halinde, pano olarak adlandırılmaz.

MAKAM I ALİ

Geleneksel Anadolu Türk konutlarında odanın en saygın konuklarının oturmasına ayrılan kesimi. Baş sedir. Anadolu'da bazı yörelerde tör'de denir.

MAJOLİKA

İlk kez İspanya'da yapımına başlanan, pişmiş topraktan bir tür eşyaya verilen ad.  Majolika kapsamına, çiniye benzer levhalar ve taka, çanak gibi eşyalar girer. 15. yy'da yaygın yapımına başlanan majolika, Rönesanas döneminde üretilen keramik malzemeye verilen genel bir ad haline gelmiştir.

İKON / İKONA

Ortodoks kilise sanatında Hz. İsa, Meryem ya da azizleri betimleyen resim. 6. yy'da ortaya çıkmıştır. Önceleri Bizans'a özgü olan ikon, Ortodokslukla birlikte Balkanlar ve Rusya'da da yaygın bir kullanım ve uygulama alanı bulmuştur. Genellikle ahşap levhalar üzerine ankostik boya ile yapılırdı.

İKİZ DÜZEN

Birbirinin eşi olan iki mimari ögeyi birlikte kullanan biçim bağlantısı ya da mimari düzen.

İĞNE PERDAHI

Tezhip sanatında küt burunlu kalınca bir iğneyle altınla kaplı bir yüzey üzerine noktalar yapma işlemi.

İDEOLOJİ

Kabaca kesin doğrular biçiminde formülleştirilmiş aforizmalarla temellendirilen bir düşünce, duygu, inanç sistemleri bütünü olarak tanımlanan ideoloji, sanat alanındaki her tür yaratmayı belirleyen bir etmen olarak tanımlanabilir. Gerek dinler, gerekse de siyasal ideolojiler (ulusçuluk, marksizm gibi) dönemlerinin sanatsal yaratması üzerinde büyük ölçüde etkili olmuşlardır. Örneğin, resim konusunda konu seçimi çoğunlukla ideoloji tarafından belirlenmiştir. İslam'da tasvir yasağının ve Avrupa sanatında dinsel doğmaların sanatsal ürünleri yönlendirdiği söylenebilir. Bununla birlikte, tüm sanatsal oluşumları belirleyen ana etmenin ideoloji olduğu da söylenemez, ideolojilerin bir ölçüde sınır çizdiği, buna karşılık sınırlar içinde, yani asıl sanatsal yaratma düzeyinde nasıl eylemde bulunacağını saptayamadığı görülür. Sanatsal yaratma yine de kendi dışındaki olgularla açıklanamaz nitelikte kalmaktadır.

ALAE

Antik Roma evinde atriuma iki yandan açılan karşılıklı mekanlar. Sözcük Latince -ala- (kanat)'ın çoğul biçimidir.

ALAÇIK

Anadolu'da yörüklerin kullandığı bir tür çadır.

Çorum dolaylarında çardak anlamında kullanılır.

ALABASTRON

Eski Yunan ve Roma'da parfüm ve benzeri değerli sıvıların içine konulduğu, küresel dipli silindirik küçük şişe. Bunla Hacıbektaş taşından, pişmiş toprak ya da camdan olabilirlerdi.

ALABASTR

Kalsiyum karbonat ya da kalsiyum sülfat bileşimli, kompakt, çok ufak kristalli, genellikle beyaz, sarı, sarımsı yeşil, kırmızı renkli ve yarı saydam taşlara albatr ya da alabastr denir. Yarı saydam olmaları karakteristiktir. Bu taş küçük objelerin yapımında ve iç mimaride kaplama malzemesi olarak kullanılmaktadır.

AKVAREL

Saydam sulu boya katmanlarıyla yapılmış resim.

AKUSTİK

Bir yapıda seslerin gereğince işitilmesi ya da işitilmeyecek duruma getirilmesi amacıyla kullanılan fizik yöntemleri bütünü.

AKUTİNT

Bir Kazıresim tekniği. Bakır basım levhasının asitle aşındırılması yöntemiyle yapılır. Asit bu yöntemle yalnız çizgileri değil, ton bölgelerini de etkiler. Dolayısıyla oluşan resim tonlarının yumuşaklığı nedeniyle sulu boyaya benzer.

AKUAMANİL

Ortaçağ Avrupa'sında kullanılan bir tür litürjik kap. Mes sırasında papazların ellerini yıkadıkları kutsal suyu içerir. Genellikle tunç ya da pirinçten yapılır ve üsluplaştırılmış simgesel bir hayvan biçimindedir.

AKSONOMETRİK PERSPEKTİF

Aksonometri yöntemlerinden biri kullanılarak yapılmış çizim. Önceleri yalnız mühendislik alanlarında kullanılmıştır. Bugün mimari tasarımda yaygın biçimde kullanılan aksonometrik perspektife, bu dalda iki kez A. Choisy, -Histoire de l'architecture (1898) kitabında yer vermiştir.

AKSONOMETRİK

Aksonemetri yöntemi ile çizilmiş resimleri niteler.

AKSONOMETRİ

Üç boyutlu bir nesneyi iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlemek için kullanılan çizim yöntemlerinin genel adı. İzometri ve Trimetri gibi türleri vardır.

AKSESUAR

Sahne tasarımında bir oyunun sergilenebilmesi için eşya. Dekor gibi büyük boyutlu ögeler aksesuar kapsamına girmez.

Resimde ana konunun dışında kaldığı halde, konuyla ilişkisi nedeniyle yer alması zorunlu eşya betileri. Örneğin; Avrupa resim sanatında sık rastlanan Türk halısı betileri aksesuar niteliğindedir.

Süs eşyalarına da aksesuar denir.

AKROTER

Antik alınlığın alt ve üst köşelerine yerleştirilmiş bezemeli levha. Üzerine heykel oturtmak için yapılmış küçük kaide ya da küçük heykelcik.

ANADOLU TÜRK EVİ

Adının kısıtlı anlamına karşın, Türkiye ve Balkanlarda Osmanlı egemenliği döneminde gelişmiş bir konut tipi olarak tanımlanabilir. Genel ayırıcı özellikleri şunlardır;

Sofa, hayat, sergah vs denilen çok işlevli bir mekana eklemlenmiş odalardan oluşması.

Odaların farklı işlevlerine göre uzmanlaşmış, tam ersine her işlevi barındırabilecek nitelikte biçimlendirilmiş oluşu. Bu nedenledir ki tüm odalar yatma, oturma, konuk ağırlama, yemek yeme ve hatta özel donaımları sayesinde yıkanma işlevine bile hizmet edebilirler. Bu temel özelliklerin dışında şunlar da söylenebilir;

Genellikle zemin ve üstündeki tek kattan oluşan iki katlı yapılardır. Tek ya da üç katlı örnekler seyrek olarak görülür. Evin asıl kullanım alanı birinci kattır. Zemin kat genellikle servis vs için kullanılır. Odalar arasında işlevsel ayrımlar bulunmasa da statü ya da mevsime dayalı farklılaşmalar vardır. Örneğin; aynı evde ayrı yaz ya da kış odaları bulunabilir ya da bir oda baş oda olarak statü değişimine uğrayabilir. …

YAPIT

Sanat ürünü. Sanatsal değer taşıyan ve bu nitelikte olması daha üretimi sırasında amaçlanmış nesne. Sanat yapıtı, eser ya da sanat eseri de denir.

YAPISALCILIK

Sanat yapıtlarını değerlendirip açıklamak için kullanılan bir kuramsal araç. Yapıtı, tarihsel maddeciliktekinin aksine, çevresel koşulların bir ürünü olarak açıklamayı yadsıyarak, onu sadece kendisi olarak değerlendirmeyi öngörür. Yapısalcılıktaki amaç sanat ürününün yapısını çözümlemektir. Dolayısıyla, bir yapıtın hangi toplumsal ve ekonomik şartlarda üretildiği Yapısalcılık'ın konusunu oluşturmaz. O sadece yapıtı vareden ve yapıtın kendi üzerinde görülebilen sanatsal gerçekliği ve onun üretiliş biçimini araştırır ve çözümler.

YANILSAMA

Resim sanatına özgü bir terim olan yanılsama, resimsel yapıtta yer alan betilerin gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Betiler gerçekliklere gönderme yapan sanatsal ögelerdir; onların gönderme yaptıkları gerçeklikler olarak kavramak ancak yanılsamanın varlığı halinde olanaklıdır. Dolayısıyla yanılsama gerçekliğin sanat yapıtında yeniden üretilmesi demektir ve çoğunlukla üç boyutlu olan gerçek varlıkların iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar. Bu amaçla perspektif, ışık gölge ve modle gibi yanılsama teknikleri kullanılır. Bu teknikleri hiç ya da pek az kullanan ve dolayısıyla, resim düzleminin iki boyutlu olduğu gerçeğini aşmaya çalışmayan toplum ve çağların sanatlarında yanılsamadan söz edilmez.

İNKA SANATI

MS 800 yıllarından 16. yy'ın ortalarına dek bugünkü Peru, Bolivya ve Şili topraklarında yaşayan toplumun geliştirdiği sanat. İnkalardan günümüze, kale yapıları, seramik ürünleri ve az sayıda değerli maden işleri kalmıştır.

İNFORMEL SANAT

1950 sonrasında Avrupa'da beliren bir sanat anlayışı. Kullandığı teknik ruhsal doğaçlama olarak da nitelenmiştir. Sanatı bu teknikle çalışırken bir biçim yarata çabasından tümüyle uzaklaşıp bilinçdışı bir üretime girişir. Çoğunlukla resim sanatında uygulanan bu yöntemde, sanatçı eylemini özellikle aklın denetiminden uzak tutmaya çalışır. En ünlü İnformel sanatçılar; J. Pollock, M. Tobey, I. Dubuffet, G. Mathieu'dur.

İNDÜS SANATI

Yaklaşık olarak MÖ 2500-1700 arasında tarihlenen ve bugünkü Pakistan toprakları içerisindeki İndüs ırmağı havzasında gelişen İndüs uygarlığına ait sanat ürünlerinin tümü. Yazısı henüz çözülememiş olmakla birlikte, ızgara planlı düzenli kentler kurmuş, yüksek bir uygarlık yaratmış olan bu toplumdan  günümüze, mimarlık ürünleri, az sayıda heykel ve mühürler, seramik kaplar ve kullanım eşyası kalmıştır.

İLMEK / İLMİK

Halı düğümü. Çözgü ipliklerinin her çifti üzerine bağlanarak, halıyı oluşturan yün ipliklerden her biri.

İLLÜZYONİZM

Yanılsamacılık.

İLLÜZYON

Yanılsama.

İLLÜSTRASYON

Aslında resimleme ve kitap resimleme anlamlarına gelen sözcük. Türkçe'de çoğunlukla sanat değeri taşımayan ve estetik nitelikten yoksun resim ürünleri için, küçültücü anlamda kullanılır.

İKONOKLAST

İkonoklazma hareketine yandaş olan kişi.

İLKEL

Sanat terminolojisinde ilkel, teknik olarak yeterince gelişmemiş yapıları nitelese de, çağdaş sanat anlayışı bu kavramı sağlıklı bir yargı olarak kabul etmemektedir. Sanat yapıtını değerlendirmede teknik yetersizlik bir ölçüt sayılmamaktadır. Teknik düzeyi hiç de yüksek olmayan çok değerli yapıtlar vardır. Örneği yakın dönemlere dek, ilkel olarak nitelenen Halk sanatı ürünleri böyledir.

İKONOSTASİS

Bizans kiliselerinde ana nefi apsid kesiminden ayıran ikonlarla bezeli bölme duvarı. Mekanı tamamıyla bölmez, yerden yalnızca 2-3 metre kadar yükselir.

İKONOLOJİ

Dinsel simge ve biçim ögelerinin tarihini inceleyen bilimsel disiplin. Saanat tarihinin yardımcı dallarındandır.

NAKKAŞBAŞI / SERNAKKAŞ

Osmanlı sarayında çalışan nakkaşların yöneticisi. Baş mimarın denetimi altında bulunan nakkaşbaşılar, hem yeni nakkaşların yetiştirilmesi hem de sarayla ilgili yapıların bezenmesinde çalışırlardı. Örneğin, büyük camilerin boyalı bezemesinin, kalemişlerinin yapımından nakkaşbaşı sorumluydu.

NAKKAŞ

Osmanlıca'da renkli, iki boyutlu yüzey düzenleme sanatıyla, nakışla uğraşan kişi. Nakkaşın mesleki etkinliğini diğer yüzey bezeme çalışmalarından ayıran şey, nakış için fırça kullanılmasıdır. Dolayısıyla, örneğin taş üzerine oyma tekniğiyle bezeme yapan kişi nakkaş sayılmazdı.

NAKIŞLI PENCERE

Alçı kayıtlar arasına renkli cam parçaları yerleştirilerek yapılan desenli pencere camı. Alçı pencere ve revzen'de denirdi. Osmanlı mimarlığında çok kullanılmıştır.

NAKIŞ

Bugünkü resim ve bezeme kavramlarının her ikisini de içeren Osmanlıca sözcük. Hem minyatür gibi figüratif, hem de duvar ve tavan bezemeleri gibi figüratif ya da non figüratif her türden iki boyutlu, renkli sanat yapıtlarına verilen ad.

Sonraları, kumaş üzerine renkli ipliklerle yapılan süslemeye de nakış denilmeye başlanmıştır. Çağdaş Trkçe'de artık yalnızca bu son anlamda kullanılmaktadır.

NAİSKOS

Yunanca olan sözcük, küçük naos demektir. ANtik mimarlık'ta tapınakçılık anlamına gelir.

NAİF RESİM

Her hangi bir resim eğitimi görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışı yansıtan resim ürünlerinin adı. Naif resim perspektif kurallarını yadsıyışı ve çocuksu anlatımı dışında genel üslup özellikleri göstermez. Naif ressamlarca geliştirilen teknik ve üsluplar, hemen daima kişisel niteliktedir. Bunlarda çoğu kez büyük bir ayrıntı zenginliği gözlemlenir. Dış gerçekliği akademikleşmiş yanılsama teknikleriyle değil de, adeta masum bir gözle algılayıp betimlemeleri açısından sanatsal bir değer taşırlar. 19. yy2ın ikinci yarısında beliren Naif resim'in en tanınmış ustaları H. Rousseau ve G. Moses'dir.

NAHILBENT

Nahıl yapan sanatçı.

NAHIL

Eskiden Osmanlı'da gelin alayının önünde götürülen, gelin odalarına konulan ya da şenliklerde sergilenen ağaç biçiminde balmumundan yapılmış, konik süs ögesi. Nahıllar altın ve gümüş varaklarla ve renk kullanılarak bezenirlerdi.

NAGASAKİ OKULU

18. yy'da oratay çıkan gerçekçi eğilimli bir Japon resim akımı. Kaynağını bir yandan Avrupa, diğer yandan da Çin sanatının etkileri oluşturur. Tokugavwa döneminde (1615-1867) Nagasaki Japonya'nın dış dünyayla ilişki kurabildiği tek limandı. Batıyla ilk temaslar burada başladı. Modern Japon resminin gelişmesinde büyük etkileri olan Nagasaki okulu sanatçılarından bazıları şunalrdır; So Shiseki (1716-80), Yühi (1712-72), Kakutei (ö. 1785), Keizan (ö.1723), Kakushu (1778-1830)

NAGARA

Hindu tapınağının Cello bölümü üzerinde bulunan kare ya da kareye yakın planlı kule. Sikhara'da denirdi.

NABİLER

1890 dolaylarında Fransa'da Maurice Denis çevresinde toplanan bir ressamlar grubunun adı. Bu sözcüğün kökeni arapça -nebi- (peygamber)den gelmektedir. Gauguin ve Sembolizm'in etkisinde kalmışlardır. Bonnard ve Maillol gençlik yıllarında Nabiydiler.

NAZIM PLAN

Yalnız kenti değil, çevresindeki yarı kırsal nitelikteki gelişme alanlarını da içeren düzenleyici plan.