Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MAHALLE

İslam ülkelerindeki kentlerin bir mesciti merkez alarak gruplaşmış evlerden oluşan parçası. Şam'da ve Isfahan'da mahallelerin birbirlerinden duvarlarla ayrıldığı bilinmekteyse de sonraki dönemler  böylesi mahallelere pek rastlanmaz. Mahalle kesin sınırlarla saptanmış bir kentsel öge olmaktan çok, bir yönetim birimi gibi biçimlenmiştir. Yöneticisi imamdır.

MACUN TEKNİĞİ

Seramiğin bezenmesinde kullanılan bir teknik. Pişim öncesi, biçimlendirmeden sonra hamur henüz yumuşak durumdayken üzerine açılan oyuklara değişik renkli çamurun doldurulup pişirilmesi işleminde uygulanır.

MACUN

İnşaat ve mobilyacılıkta aralık ve çatlakları doldurmak ve yüzeyi tasviye etmek ya da düzgünleştirmek için kullanılan hamur kıvamında her tür madde.

MADIRGA / MATRAKA

Taş işleme işinde kalem, murç, çarpıcak, ponti gibi uçlara vurmak için kullanılan, kare kesitli bir demirin çekiç gibi bir sapa takılmasıyla oluşturulan alet.

REVZENÇE

Osmanlıcada küçük pencere anlamına gelir.

REVZEN

Alçı kayıtlar arasına renkli ya da renksiz cam parçaları yerleştirilerek yapılan desenli pencere. Yoğun biçimde bezenmiş olanlarına revzen i menkuş (nakışlı revzen) denilirdi. Osmanlıca olan sözcüğe günümüzde pek rastlanmaz. Yerine nakışlı cam veya alçı pencere deyimleri kullanılmaktadır.

REVAK

Bir yapının önünde yer alan, uzun kenarlarından biriyle bu yapıya bitişik, diğer uzun kenarı boyunca sütunların taşıdığı bir kemer dizisiyle dışa açılan, üstü kubbe, tonoz ya da çatıyla örtülü, uzunlamasına mekan.

RETROSPEKTİF SERGİ

Bir sanatçının yaşamı boyunca ürettiği yapıtlardan örnekleri kronolojik bir düzen içinde sunan sergi.

RETRO CHOİR

İngiliz kiliselerinde koro yerindeki oturma kesimini çevreleyen yapıt.

RESTORE ETMEK

Restorasyon çalışması sonucunda bir yapıyı belirlenen ölçütlere göre özgün niteliklerine kavuşturma işlemi.

ESKİZ

Bir proje, tasarım ya da sanat yapıtını sonuç biçimiyle ortaya koymadan önce yapılan ön hazırlık. Taslak. Resim, heykel, mimarlıki grafik, dekoratif sanatlar gibi tüm etkinlik alanlarında eskiz yazımı genel bir uygulamadır.

EPÜR

Tasarı geometride, üzerine bir nesnenin yatay ve düşey izdüşümlerinin çizildiği, birbirine dik doğrultuda varsayımsal iki düzlem ve bunları içeren çizim kağıdı. Epür düzlemi mimari çizimin kurumsal başlangıcını oluşturur.

POST MODERN MİMARLIK

1970'li yıllarda gelişmeye başlayarak tüm dünyaya yayılan eklektisist bir mimarlık anlayışı. Modern Mimarlık'ın bazı özelliklerine bir antitez olarak belirmiştir. -Biçim işlevi izler- paradigması daha başlangıç yıllarında bile Modern Mimarlık'ın temel ilkesiydi. Post Modernistler ise, sonuçta oluşturdukları mimari biçimler açıdından birbirlerinin ne denli farklılarlaşırlarsa farklılaşsınlar, bu paradigmayı yadsıyışları açısından ortak bir yönelim gösterirler. Post Modern Mimarlık, Modernizmin aksine, biçimleri işlevlerin doğal bir sonucu olarak görmektedir. Modernist görüşe göre, biçimleri yaratan işlevleri zamanla değiştiğinde, biçimlerde onlarla birlikte, ortadan kalkmak zorundadır. Bu bakış açısının doğal sonucu, tarihten biçim aktarmaları yapmayı yadsımaktadır. Oysa, Post Modernizm, mimari biçimleri işlevlerinden bağımsız bir gerçeklikleri olduğunu öne sürmekte, dolayısıyla da, eski üslup ve dönemler görülen bazı biçimleri yani yapılarda uygulamanın hiç de yanlış bir …

POUSSİNİSTLER

17. ve 18. yy Fransız resminde Barok anlayışla çalışan ve çzigiselliğe ağırlık veren ressamlara verilen ad. Karşıt uçta yer alıp Rubenist adını alan ve rengi ön plana alan anlayıştakilerle birlikte, o dönem Fransız sanatında iki kutup oluşturmuş ve tartışmalara girişmişlerdir.

PLANOGRAFİ

Özgün baskı yapımında kazıresim tekniklerindeki biçimde hazırlanmış baskı levhaları kullanmayan tekniklerin genel adı. Planografi'de desen levha üzerine oyulmaz ya da kazılmaz. Taşbaskı ve serigrafi birer planografi yöntemidir.

FANTASTİK

Gerçek dışı ve düşsel nitelikteki olgu ve oluşumları niteleyen sözcük.

FIRIN TONOZU

Başka bir mekana eklemlenen yarım daire planlı bir mekanın üstünü örten, yarım kubbe biçiminde örtü ögesi. Özellikle imparatorluk dönemi Roma mimarlığında uygulanmıştır.

FETİŞ

Animist inançlı ilkel topluluklarda, kişilerin koruyucu niteliklerine ve uğuruna inandıkları için üzerlerinde taşıdıkları özel olarak biçimlendirilmiş küçük eşya ya da kült objesi.

METAFİZİK RESİM

1917'de bir araya gelen C. Carra ve G. de Chirico adlı İtalyan ressamlarca başlatılan bir resim akımı. Sözlüğün İtalyanca aslı -pittura metafizica-dır. Savaşın getirdiği yalnızlık ve huzursuzluk ortamının da etkilerini yansıtan gerçeküstücü bir tutum gösterir.Resimlerde abartılmış bir perspektif tekniğiyle betimlenmiş boş kentsel mekanlar ve bunlar içinde yer alan kuklaya benzer hareketsiz insanlar çizmişlerdir.

MASLAK

Eski Türk mimarisinde bentlerden kente gelen su yollarının kollara ayrıldığı yerlerdeki baca, depo ve savaklara verilen ad.

MASKE

Yüze takılan ve insan, hayvan, düşsel yaratık suratı biçiminde nesne. En eski sanat ürününün maske olduğu söylenebilir. En ilkel toplumlarda bile görülür. Bu durumda majik işlevi nedeniyle, güçlü bir sanatsal anlatıma sahiptir.

MANİFESTO

Moder sanatın tarihi içinde sık rastlanan bir kavram olan manifesto, ortak eğilime sahip bir sanatçı grubunun düşünce ve yönelimlerini kamuya duyurmak amacıyla yayınladığı bildiri anlamına gelir. Fütüristler, Konstriktüvisitler, die Brücke grubu ve daha bir çok akım tarafından yayınlanmış manifestolar vardır.

MANKEN

Resim ve heykel sanatında sanatçıların çalışmalarında model olarak kullandıkları ahşap, balmumu ya da metalden yapılmış, oynar eklemli parçalardan oluşan insan ya da hayvan figürleri. Günümüzde artık pek kullanılmamaktadır. Mankenler küçük olabilecekleri gibi, doğal büyüklükte de yapılabilirlerdi. Sanatçılar eklemler sayesinde mankene istedikleri pozu verdirtir, hatta bazen elbise giydirterek çalışmalarında kullanırlardı. Tintoretto ve Poussin şn böyle mankenlerle çalıştıkları bilinmektedir.

PEHLE TAŞI

Türk mezarlarının baş ve ayak taşı arasında bulunan zeminden az yükseltilmiş yassı uzun bölümü. Taş sandukalı mezarlarda sandukanın iki yanındaki ince uzun taşlara da aynı ad verilirdi.

PERLİT

Fazla silisli, camsı, küresel yapılı, çoğunlukla konsantrik olarak obsidiyen oluşmuş, kabul kabuk soyulan volkanik bir kütledir. Gri, esmer, yeşilimsi renkli, gevrek, parmaklar arasında dağılan, inci parlaklığında, su içeren doğal bir camdır. Perlit özel kazanlarda ani olarak 700-800 derece ısıtılınca mısır gibi patlamaktadır. Bu biçimiyle ses ve ısıya karşı yalıtım özelliği olan, hafif yapı malzemesi yapımında da kullanılmaktadır.

NATÜRALİZM

Sanat yapıtında doğal gerçekliği hiçbir değişime uğratmadan, üsluplaştırıp ülküselleştirmeden betimlemeyi amaçlayan anlayış. 19. yy'da Zola tarafından yazın alanı için öne sürülmüşse de, natüralist olarak nitelenebilecek tutumlar çok eskiden beri varolmuşlardır. Örneğin; Antik Yunan ve Rönesans sanatları bir ölçüde natüralist sayılabilirler. Bununla birlikte gerçek natüralizm betimlediği gerçekliğin çirkin ya da güzel oluşuna aldırmayışıyla onlardan ayrılır.

KOMPOZİT DÜZEN

Üç ayrı Antik mimari düzenin birden aynı yapıda uygulanmasıyla oluşan cephe tasarımı. İlk olarak Romalılarca kullanılan kompozit düzende zemin kat Dor, birinci kat İyon ve ikinci kat ise, Korint düzeni gösterir.

KENTSEL YENİLEME

Bir kent parçasının istimlaklara girişilmeksizin, vücut yapılarının ve donanımların iyileştirilmesi yoluyla, sağlığa uygun hale getirilerek, eski mekansal ve görsel değerlerini ortadan kaldırmadan güncel koşullara uygun kılınması işlemlerinin tümü.

KERVANSARAY

Kentlerarası yollarda kervanların konaklaması için yapılmış büyük han yapısı. İslam ülkelerine özgü bir yapı tipi olan kervansarayın kökeni oldukça belirsizdir. İlk kervansarayların Türkistan'da ribat diye adlandırılan küçük kaleleri örnek aldığı sanılır. Bu ilk kervansaraylar Büyük Selçuklular döneminde (12. yy başlarında) yapılmışlardır. Anadolu'da ki en eski kervansarayın ise, 15. yy'ın başında yapıldığı bilinir.

İran ve Türkistan'da kervansaraylar dört eyvanlı şemayı kullanarak tasarlanmışlardır. Anadolu'da bu türün Evdirhan dışında bir örneği yoktur. Anadolu kervansarayları, özellikle de, sultan hanları ortasında bir mescit bulunan bir avluyla, ona eklemlenmiş geniş bir ahırdan oluşurlar. Odalar, hamam vs. gibi mekanlar daha çok önemsiz boyutlardadır.

KAZIMA TEKNİKLERİ

Seramikte pişim öncesi sivri uçlu araçlarla kazıyarak bezemeler oluşturma tekniği.

AKIŞKAN ÇİZGİSELLİK

Hiçbir keskin köşeye yer verilmeksizin yalnızca pürüzsüz eğrisel yüzeyler oluşturacak biçimde tasarlanmış endüstri tasarımı ürünleri niteler. Böylesi ürünler bir çakıltaşı kadan kaygan ve çoğunlukla aerodinamik biçimlerdedir. 1930'lu ve 1940'lı yıllarda ünlü tasarımcı N. Bel Geddes tarafında yaygınlaştırılan akışkan çizgisellik, bu dönem Amerikan endüstri tasarımının da ana eğilimini oluşturur. Bugünün endüstri tasarımı ürünlerinde de sık sık görülür.

AKIM

Ortak sanatsal görüş, davranış ve tutum özelliği gösteren sanatçı veya sanat yapıtlarının içinde gruplandığı kategori. Akım sözcüğü genelde Modern Sanat içindeki farklı anlayışlar söz konusu olduğunda kullanılır, içindeki dönemler için üslup sözcüğü tercih edilir. Örneğin, Gotik, Rönesans, Barok birer üslup olduğu halde Kübizm, Gerçeküstücülük, Brütalizm birer akımdır.

RÜZGARLIK

Soğuk hava akımını önlemek amacıyla, bir yapının girişine yapılan çift kapı sistemi. Genellikle kamuya açık yapıların girişinde uygulanır.

RULET

Kazıresim yapımında kullanılan, ekseni etrafında dönen dişli bir tekerlekle bir tutamaktan oluşan araç. Bakır levhalar üzerinde noktalı çizgiler oluşturmak için yararlanılan rulet 18. yy'da icat edilmiştir.

RÜZGARLAR KULESİ

Antik Atina'da bulunan, su ve güneş saatleriyle donatılmış altıgen planlı kulemsi bir yapı. Zamanı belirleme işlevini daha Bizans döneminde yitiren yapı, Osmanlı çağında tekke olarak kullanılmıştır. Günümüzde de ayakta durmaktadır.

PANTOMETRE

Topografik ölçümlerde açıları ölçmek için kullanılan bir araç. Günümüzde ortadan kalkmış, terine takeometre kullanılmaya başlanmıştır.

PAPİRİFORM SÜTUN

Eski Mısır mimarlığında görülen üsluplaştırılmış papirüs bitkisi biçiminde bir sütun türü.

MEGALİT

Yunanca büyük taş anlamına gelen sözcük, 1967 yılında Paris'te toplanan antropoloji kongresinden sonra, tarih öncesi dönemde iri taşlarla yapılmış inşaata ad olarak verilmiştir. Menhir adlı dikilitaşlar, kromlek ve dolmen'ler megalit kapsamına girmektedir. Bu türden megalitik anıtlar genel olarak, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere, Batı Avrupa'da görülmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin Trakya kesiminde de Dolmenlere rastlanır.

MEGALİTİK

Megalit denebilecek boyutlarda iri taşlardan yapılmış ilkel yapıtları niteler.

MEGALOPOLİS

1950 sonrası ABD'inde özellikle de ülkenin New England yöresinde gelişen, çok sayıda metropolü, kırsal ve yarı kırsal alanları içeren devasal boyutlarda kentsel alan. Sözcük 1960'da burayı inceleyen J. Gottman tarafından önerilmiştir.

İKONOGRAFİK

İkonografi'ye ilişkin olgular niteler. İkonografik sahne, ikonografik bilgi vs. gibi biçimlerde kullanılır.

İKONOGRAFİ

Dinsel içerikli sanat yapıtlarında betimlenen, dinsel olay ya da kişiyle ilgili tipleşmiş, hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenleri veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. Endüstri çağı öncesinde sanat yapıtları, özellikle de dinsel sanat yapıtları sanatçıya pek az özgürlük tanıyan belirli biçim kalıplarına uymak zorundaydı. Öyle ki, bu biçim kalıpları ve sahnelerin birer de adı bulunur. Sanatçı, kendisinden istenilen sahneyi istediği biçimde kişisel yorum payı çok az olarak yapıta dönüştürürdü. Örneğin; Antikite'de, Bizans'ta, genel olarak Hıristiyan sanatında ve Budist sanatta bu alanların özel ikonografisini bilmeksizin bir sanat tarihi araştırması yapmak imkansızdır. Dolayısıyla ikonografi, sanat tarihine yardımcı bir disiplin sayılabilir. Dinsel sahneleri resmetme geleneği olmayan sanatlarda doğal olarak ikonografi'den söz edilemez. Bu nedenledir ki bir İslam ikonografisi yoktur.

İLKEL SANAT

Henüz tarımsal düzeye tam anlamıyla geçmemiş, göçebe toplayıcı ve yarı tarımsal yapı gösteren toplumların sanatları. Tüm Afrika sanatları ile Okyanusya ve Amerika yerlilerinin sanat yaratmaları için kullanılır. İlkel sanat kavramı da İlkel kavramı gibi günümüzde iyice değerden düşmüştür. Bu gibi toplumlarca yaratılan sanat ürünleri, estetik düzeyleri açısından, ilkel nitelemesine hak kazanmamaktadır.

EFLATUN / EFLATUNİ

Pembeyle mor arası bir renk.

EDİKÜL / EDİKULA

Küçük bir alınlık ve entablatür taşıyan iki sütunla çevrelenmiş küçük niş ya da girinti. Daha sonra Antikite'den esinlenen tüm mimarlık akımlarında da kullanılmıştır.

PLAK

Yatay biçimde yerleştirilmiş, düzlemsel nitelikte her tür öge.

BİOMORFİK SANAT

Doğrudan doğruya doğadan seçilen nesneler kullanılarak yapılan sanatsal çalışma. Soyut sanatın bir türüdür. Bu sanatsal davranış ilk olarak objet trouve kavramının yaratıcısı M. Duchamp'da görülür.

BİEDERMEİER

1815 ile 1848 yılları arasında Almanya ve Avusturya'da gelişen bir snaat akımı. Özellikle, mobilya ve resim üzerinde görülür. Temelde burjuva zevk ve anlayışına uyum gösteren bir anlayıştır. Mobilyalarda daha sade ve sağlamlık izlenimi veren bir tasarımı amaçlar. Resimdeyse, burjuva yaşamından sahneleri dingin bir atmosfer içinde pastel renkler kullanarak betimler. Mutlu, kendinden ve yaşam biçiminden memnun bir sınıfın tutumunu yansıtır.

BİLGİSAYAR SANATI

Bilgisayarın olanaklarını kullanarak sanatsal yaşantılar elde etme etkinliği. Bu alanda uygulanan farklı iki teknik vardır; birincisinde bilgisayar programlanarak bir resimsel yapıt üretmesi sağlanmaktadır. İkinci yöntemde ise, bilgisayar sanatçıyla izleyici arasında bağlantıyı sağlar. Örneğin izleyicinin devingenliğine göre programlanan bilgisayar, ışıklı ya da devinimli yanıtla vermekte, sanat dışı gerçekliği kendi dizgeleri içinde yeniden üretmektedir. Bu yöntemlerden birincisini sanatsal bir etkinlik olarak düşünmek olanaksız, sanatsal üretim basit bir resmetme çalışmasına indirgenemez. Aksi halde bir vesikalık fotoğrafı bile sanat yapıtı saymak gerekecektir. İkinci yöntem ise, verdiği sonucun düzeyi ne derece tartışılası olursa olsun, özü açısından sanatsal yaratma kapsamı içinde değerlendirilebilir.  Bu türden bir bilgisayar kullanımı, örneğin, fırçanın resimde kullanımından farklı değildir. Makineden, sanat dışı gerçekliği sanatsal yaşantı oluşturan uyarılara dönüştüren bir ar…

BİRİNCİ ULUSAL MİMARLIK

Türk mimarlığının yaklaşık olarak 1910 ile 1930 yılları arasındaki dönemi. Tüm 19. yy boyunca egemen olan Batı kökenli eklektisizme karşı çıkarak, yine eklektisist nitelikte, fakat Türk mimarlığının geömişinde görülen mimari biçimleri kullanan bir tasarım anlayışı geliştirmiştir. Yeni beliren Türk ulusalcılığının mimarlık alanındaki bir yansıması sayılabilir. En ünlü mimarları Vedat ve Kemalettin beyler olan akım, kubbe kemer gibi ögeler ve Klasik Osmanlı mimarlığına özgü bezemeler kullanmıştır. 1920'lerin sonuna doğru hızla batılılaşan Atatürk Türkiye'sinde işlevini tamamlayan Birinci Ulusal Mimarlık, Batı kökenli Uluslararası üslubun  yaygınlaşmasıyla birlikte, ortadan kalkmıştır. En önemli ürünleri; Ankara'da Arif Hikmet Koyunoğlu'nun tasarladığı Türk Ocağı ve Etnografya müzesi, Vedat bey'in ikinci meclis binası ve Kemalettin bey'in İstanbul'da inşa ettiği Vakıf Hanlar'dır.

BAMBOCCİATA

Holllandalı ve Flandrlı sanatçıların etkileriyle 17. yy İtalya'sında ortaya çıkan ve kırsal yaşamı grotesk sahnelerle betimlemeyi amaçlayan ressamların genel adı.