Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

NONFİGÜRATİF SANAT

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Nonfigüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar.
Nonfigüratif sözcükleri günümüzde artık sanat yazını alanında pek kullanılmamaktadır. Sözlük anlamının -betisel olmayan sanat- olması nedeniyle, nonfigüratif nitelemesi gerçekte bu sanat anlayışını tam olarak anlatamamaktadır. Hangi anlayışla üretilirlerse üretilsinler, tüm resim ve sanat yapıtları betisel niteliktedir. Dolayısıyla ayırıcı ölçüt bu değil, betilerin gerçek varlıklara mı yoksa sanatçının imgelem dünyasına mı gönderme yaptığıdır. Bunda ötürü, nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

OBJET TROUVE

Bulunmuş nesne anlamında Fransızca sözcük. Sanatçı tarafından bulunmuş ya da seçilmiş ve estetik değere sahip nitelikte görülmüş doğal nesne. Örneğin, doğada kendi kendine biçimlenerek sanatçı tarafından bulunan bir çakıl taşı ya da ağaç parçası objet trouve kapsamına girer. Sanatçı bunu aynen sergileyebileceği gibi, yapıtın içinde de kullanabilir. Dada akımı tarafından sanat gündemine getirilmiştir. Sanatsal etkinliğin keşfetme, seçme ve değerlendirme süreçlerini de içerdiğini öne süren Dadacı görüşten kaynaklanır. Sanatın tarih öncesinden beri süregelen betimleyici tutumuna karşıt bir yönelimi simgeler.

ESİNLENME

Sanatçının sanat yapıtını yaratmadan önce, dış dünyadaki gerçekliklerde etkilenip çalışmaya yönelmesi durumu. İlham alma. Esinlenmeye neden olabilecek gerçeklik herhangi bir olay, olgu ya da varlık olabileceği gibi, bir başka sanat yapıtı ya da üslubu da olabilir. Sonuçta ortaya çıkan ürün ise, esinin kökenini oluşturan gerçekliğin -yeniden üretilmesi- biçiminde belirir. Çağdaş anlamıyla esinlenme sanatçıyı çalışıp ürün vermeye yönelten somut bir itkiden başka bir şey değildir; dolayısıyla, geçmişteki gibi metafizik nitelikte düşünülmez.

ÇADIR

Dokuma, keçe, deri vs gibi esnek bir yüzey elemanının ipler ve direkler yardımıyla asılıp gerilerek bir mekan oluşturacak nitelikte düzenlenmesiyle meydana gelen, sökülüp takılabilir strüktür. Neredeyse, insanlık tarihi kadar eski olan çadır, 20. yy'ın ikinci yarısında gelişmiş bir strüktür durumuna gelmiştir. Özellikle Almanya'da Münih Olimpiyat sitesindeki çalışmalarıyla Frei Otto'nun bu alanda büyük katkıları olmuştur.

IHLAMUR

Kendisinden beyaza yakın bir kereste elde edilen ağaç türü. Kerestesi yumuşaklığı nedeniyle çizim planşları yapımında kullanılır.

PANTHEON

Tüm tanrılar anlamında bir Yunanca sözcük olan Pantheon, Antik Yunan ve Roma mimarlıklarında tanrıların hepsine birden adanmış tapınaklara verilen addır. Bu türden en önemli Pantheon Roma'da dairesel planlı kubbeli yapıdır. Roma imparatoru Agrippa tarafından inşa ettirilen yapı, günümüzde kilise olarak kullanılmaktadır.

Batı ülkeleri için önemli hizmetler görmüş ünlü kişilerin gömülü olduğu yapılar için de pantheon adı kullanılır. Örneğin; Paris'te Fransız devriminden sonra St. Geneieve Kilisesi Pantheon haline getirilmiştir. Pantheon bir yapıya ad olarak verilebildiği gibi, çok sayıda ünlü kişinin gömülü bulunduğu başka yapıları nitelemek için de kullanılabilir. Örneğin; Westminster,Abbey bir İngiliz Pantheon'udur.

GROUP X

1. Dünya savaşı sonrasında W. Levis tarafından kurulan bir İngiliz sanatçılar grubu. Savaşta dağılan Vorticism yandaşlarını toplamaya çalışan Group X, ilk sergisini 1920'de açtı ve bu tarihten hemen sonra dağıldı.

ANTİŞAMBR

Barok dönemde Fransız mimarlarca yaratılan antişambr, dönemin konut mimarlığının ana oluşturucu ögelerinden biriydi. Oda ve salonların birbirlerine kapılarla bağlantılı olarak, ardışık dizilişinin sakıncalarını gidermek için icat edilmiştir. İki oda ya da salon arasında yer alıp onlara girişi sağlayan bir küçük oda biçiminde tanımlanabilir.

SEBİLHANE

Osmanlıca'da sebil anlamına gelir. Yol kıyısı yapısı olarak çevrilebilecek Arapça - Farsça bir birleşik sözcüktür. Aynı zamanda sebil kelimesinin kökenini oluşturur.

PAPİER COLLE

1909'da Kübist ressam G. Braque tarafından yaratılan ve basılı kağıtların bir yüzey üzerine yapıştırılmasıyla oluşturulan resimsel kompozisyon. Kolajın bir türüdür.

KSENEDOKİON

Bizans konaklama yapısı. Kervansaray ve han işlevi yapan bu yapının elde mevcut örneği yoktur. Bazı batılı araştırmacılar bunun yukarıda sözü edilen İslami yapıların kökeni olduğunu öne sürseler de, bu sav kanıtlanabilmiş değildir.

GOBLEN

Resimli Avrupa duvar halısı. İlk kez 1603'de Fransa'da Gobelin ailesine ait bir yapıda çalışmaya başlayan bir atölyede dokundu. 1662'de bu atölye devlet mülkü haline getirildi. 17. ve 18. yy'lar boyunca burada çoğunun modeli ünlü ressamlarca çizilmiş ve özellikle saray için tasarlanmış pek çok goblen dokundu.

AMERİCAN SCENE

Amerikan sanatında 19. yy'ın ortalarından 20. yy'ın ortalarına dek uzanan dönemde görülen bir eğilim. Temel özelliği Amerikan yaşamını ve ABD'ne özgü manzaraları konu olarak seçmesidir. Resim tekniği açısından bir özellik taşımaz. American scene ressamları arasında en ünlüleri; T. Cole ve A. Bierstadt'dır.

NOLİ ME TANGERE

Latince de -beni alıkoyma- anlamına gelir. Avrupa resim sanatında kullanılmış ikonografik bir sahne türüdür. Hz. İsa'yı çarmıha gerilip öldükten sonra, göründüğü ilk kişi olan Mecdelli Meryem'e -beni alıkoyma- derken betimler.

OEUVRE

Fransızca kökenli bu sözcük, bir sanatçının yaşamı boyunca ürettiği tüm yapıtları ifade eder. Türkçe'de çok seyrek kullanılır.

JÜBE

Kilisede koroyerini ana neften ayıran ve absid eksenine dik doğrultuda yerleştirilmiş köprü. Üzerine merdivenle iki yandan çıkılır ve üzerinde İncil okunurdu. Fransız kiliselerine özgüdür. 12. yy2da beliren jübeler, 18. yy'da ortadan kaldırılmışlardır. Bugün ancak bir kaç kilisede görülebilirler. Örneğin; Albi katedrali, Paris'te St Etienne Du Mont kilisesi hala jübilerini korumaktadır.

KABARTMA

Taş, metal, kil, ahşap ya da alçı yüzeyi üzerinde, bazı kesimleri oyuk bazı kesimleri ise kabartılı bırakarak betiler oluşturma yöntemiyle yapılmış sanat yapıtı ya da bir yapıtın bu anlmada oluşturulmuş parçası. Alçak kabartma ya da yüksek kabartma diye adlandırılan türleri vardır. Rölyef de denir.

BİCLİNİUM

Antik Roma'da iki kişinin uzanarak yemek yemesi işlevine hizmet eden bir tür kanepe.

HAGİYOGRAFİ

Yunanca -hagios- (aziz) ve -grafein- (yazmak) sözcüklerinden oluşan hagiyografi, Hristiyan azizlerinin yaşam öykülerini yazmak anlamına gelir. Sanat tarihinde ikonografik sahnelerde konunun kavranabilmesi hagiyografinin bilinmesi gerekir.

DAMGA

Bazı sanat ürünleri üzerine vurulan ve yapıldığı atölye ya da imalathaneyi gösteren özel işaret. Özellikle cam ve porselen eşya üzerinde görülür.

Altın ve gümüş eşya üzerine ayarlarını ve türlerini göstermek için hükümetçe vurulan özel işaret.

NETSUKE

Genellikle fildişinden yapılan Japon kemer tokası. Üsluplaştırılmış hayvan biçimindedir. Yüksek sanatsal değer taşıyan örnekleri vardır.

KARŞITLIK

Bir sanat yapıtı yalnızca uyumlu ögelerin bir araya getirilmesiyle oluşmayabilir. Yapıtın uyumlu bünyesi içerisinde bilinçli olarak konumlandırılmış bir uyumsuz ögenin de bulunması olanaklıdır. Bu anlamda bir karşıtlık tüm sanatlarda söz konusu olabilir. Yalnız tek tek yapıtlar değil, çok sayıda kentsel mekan da, yine karşıtlık yaratıcı ögeleri içerebilir. Örneğin, tarihsel yapıların oluşturduğu bir kentsel mekanda çağdaş tek bir yapı karşıtlık yaratıcı olabilir. Bu durumda, karşıt öge, bütünlüğü bozucu olmak bir yana bu bütünlüğü ve dolayısıyla da uyumu vurgulayacaktır.

KARYATİD

Antik mimarlıkta kadın heykeli biçiminde sütun. En ünlü örnekleri Atina Akropolü'ndeki Eekhteion da kullanılmış olanlardır.

MAĞ

3x3 m. boyutlarında bir alan ölçüsü. Gelenksel Divriği evlerinde mekan genişliklerini belirlemek için kullanılır.Mağ mutfak mağ toyhane gibi.

PRERİ EVLERİ

Ünlü Amerikan Modernist mimarlarından F.L. Wright'ın 20. yy2ın ilk on yılı içinde geliştirdiği bir ev tipi. Hemen hemen tüm örnekleri Chiago kenti yakınlarında bulunan evler, doğal malzemelerle gerçekleştirilmiş, geniş saçaklı, şerit biçiminde pencereli, yatay yapılardır. Modern Mimarlık'ın erken döneminde yapılmış en başarılı ürünerden olan preri evleri, doğal çevreye uyum kaygısının da çağımızdaki ilk örnekleridir.

YENİ İZLENİMCİLİK

İzlenimci resmin bir ileri aşaması. Resim düzemini küçük fırça darbeleriyle yapılmış renk noktacıklarından oluşmuş betilerle düzenlemeyi öngörür. Konturun ve hiç bir çizgisel ögenin kullanılmadığı bu sanat anlayışına Puantiyizm (Noktacılık) de denir. Yeni İzlenimci resmin en önemli sanatçısı G. Seurat'tır.

ÜSLUP

Bir toplumun ya da çağın tüm sanat yapıtlarında ortak olan biçimlendirme, tasarım ilke ve anlayışları bütünü. Örneğin; Klasik Osmanlı üslubu, Gotik üslup, Barok üslup vs gibi.

Bir sanat yapıtının kendine özgü biçimlendirme ve tasarım anlayışı. Bireysel nitelikteki sanat ürünlerini yaratma tutumu

PÜRİZM

Genelde, sanat yapıtında minimuma indirgenmiş sayıda öge kullanarak oluşturma anlayışı. Bu anlamıyla sözcük Türkçeye  arıtmacılık biçiminde çevrilebilir ve her tür ayrıntı zenginliği ile renk, teknik ve malzeme çeşitliliğini yadsıyan bir tutumu niteler. Pürizm kavramı bu anlamıyla tarih dışı sayılabilir.Çünkü, belirli bir üslubu değil, her çağda rastlanabilecek genel bir sanatsal anlayışı nitelemektedir.

1916'da başlangıç ilkelerinden ayrıldığını öne sürdükleri Kübizm'i yeniden özgün biçimine getirmek amacıyla, A. Ozenfant ve ünlü mimar Le Corbusier (E. Jeanneret) tarafından kurulan bir resim akımı. Daha sonra aralarına J. Gris'nin de katıldığı Püristler, kesin konturlarla sınırlanmış betiler ve yalın bir renk düzeni yaratmaya çalışmışlardır.

BLAKHERNİOTİSSA

Ortodoks ikonografisinde bir Meryem betimi türü. Çok sayıda çeşitlemesi varsa da, genellikle, Meryem her iki koluyla da çocuk İsa'yı tutmuş pozda resmedilmiştir.

XV. LOUİS ÜSLUBU

Aynı adlı kral döneminde beliren Rokoko üslubun Fransa'da gelişen bir kolu olarak nitelenebilir. En ünlü sanatçılarının başında ressam Boucher gelir. Barok ögelerin sadeleşmiş biçimde kullanıldığı bu dönemde beyaz ve krem rengi bezemede egemendir. Chinoiserie de bu dönemde ortaya çıkan eğilimlerden biridir.

DENGELEME

Planında basamaklarının orta noktalarını birleştiren çizgi bir doğru değil de, dairesel olan merdivenlerde, basamak genişliklerinin belirlenmesi için yapılan çizim işlemi.

BOLONYA OKULU

13. yy'dan 18. yy'ın sonuna dek aynı adlı İtalyan kentinde gelişen ve her dönemde yerel özellikler gösteren sanat anlayışı. Bu uzun süre içinde bolonya dönemin Gotik, Rönesans, Manyerizm, Barok gibi uluslarüstü üslupları içinde değerlendirilebilecek, fakat, bazı özellikleriyle bu kente özgü ürünler vermiştir.

PREKAST ÖGE

Yapımda kullanılmak üzere önceden dökülüp hazırlanmış, betondan yapılmış mimari öge. Kolon, kiriş, merdiven basamağı, söve, duvar gibi pek çok yapı bileşeni olarak üretilebilir.

NEF

Kilisede apside dik doğrultuda, birbirlerinden sütun ya da ayak dizeleriyle ayrılmış, uzunlamasına mekanların her biri.

NİELLO

Kurşun, bakır, gümüş, kükürt karışımı ve bu karışım kullanılarak bezenmiş metal eşya. Metal yüzeyde açılan oyuklara bu karışım doldurulduktan sonra, ısı etkisi ile metalle karışması sağlanır. Geç Ortaçağ ve Erken Rönesans'ta uygulanmış bir tekniktir.

KENTSEL TASARIM

Kent parçalarının tasarlanıp planlanmasıyla uğraşan mimarlık dalı. Kent planlama disiplininin tüm kentsel alanı kapsayan geniş çalışma alanına karşılık, kentsel tasarım çok daha sınırlı bir çevreyi ele alır. Örneğin, bir meydanın ya da bir yaya alanının tasarlanması kentsel tasarım çalışmasıdır. Kentsel mekanı böylesi yerel müdahalelerle planlama çabası gerçek anlamıyla Rönesans'ta ortaya çıkar. Örneğin, Michelangelo'nun Roma'daki Capitol meydanı tasarımı böyle bir girişimdir. Kentsel tasarımın altın çağının ise Barok dönem olduğu söylenebilir. Bu dönemde çoğu Avrupa kenti kentsel tasarım ölçeğindeki çalışmaların ürünleriyle donatılacaktır. Bu çalışmalar meydan, cadde, yerleşme alanı, park gibi kentsel ögelerin yapımı veya yeniden düzenlenmesi biçiminde ürünler vermiştir. Paris'te Vendome meydanı, Roma'da İspanyol merdivenleri ve Piazza del Popolo bu dönemin kentsel tasarım yapıtlarının en önemlilerindendir.

EMBOLOS

Geç antik dönem ile Bizans'ta bir yol ya da kentsel mekanı sınırlayan ve sütun dizeleriyle taşınan örtülü mekan. Revak. Özellikle bu tür strüktürlerin Konstantinepolis'te bulunanlarına verilen bir addır. Bu tür sütunlu mekanlar aynı zamanda alışveriş işlevine de hizmet ettiklerinden sözcük çarşı anlamına da gelirdi.

ALEM

Osmanlı mimarlığında kubbe, aynalı tonoz, manastır tonozu ve minare gibi ögelerin tepe noktalarında yer alan hilal biçiminde tepelikli, tunç bakır veya pirinçten yapılmış süs ögesi. Bayrak ve sancak gönderlerinin tepelik bölümü.

UYGUR SANATI

Bugünkü Doğu Türkistan'da 745'den 12. yy'a dek aynı adlı Türk devletlerinin sınırları içinde gelişen sanat. Çin ve Hint sanatlarının etkilerini yansıtır. Uygurlar'dan resim, heykel ve mimarlık ürünleri günümüze gelebilmiştir. Mimarlıkta kerpiç ana malzeme olmuş, kubbe teknikleri geliştirilmiştir.Türk içgeninin de yine ilk kez Uygurlarca kullanıldığı söylenebilir. Örneğin; İli-Köl'de böyle bir yapı bulunmuştur.

TARİHSELCİLİK

Sanatta tarihselcilik, yeni bir yapıtın ortaya konuşu sırasında, ortadan kalkmış tarihsel üslupları kullanmayı öngören anlayışları ifade eder. Dolayısıyla, tüm canlandırmacı üsluplar tarihselci olarak nitelenebilirler. Örneğin, Türk mimarlığında Birinci Ulusal Mimarlık akımı tarihselcidir.

TARİHSEL MADDECİLİK

Doğrudan bir sanat alanına ait olmayan tarihsel maddecilik, daha çok sanat ürünlerini değerlendirip yorumlamak için yararlanılan bir araç olarak nitelenebilir. Sanatı değerlendirmede Tarihsel Maddeci yaklaşım, yapıtları çağların sosyo ekonomik yapılarının bir yansıması olarak ele alır. Bu tutumuyla 19. yy'a dek geçerli olmuş bulunan, yapıtı bireysel yaratıcılıkla açıklayan yaklaşıma bir antitez olmaktadır. Yaratıcı birey Tarihsel Maddeci kurmada yine yadsınmamakla birlikte, sanatçı artık niteliği toplumsal koşullarla belirlenen bir yapıtı icra eden kişi olarak düşünülmektedir. Yapıtı var eden şey onun dışında kalan ve içinde üretildiği ekonomik ve toplumsal koşullar olarak görülür. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, sanat sınıfsal bir olgu biçiminde değerlendirilir. Her sınıf kendi gerçeklerine ve koşullarına göre bir sanat yaratacaktır.

Tarihsel Maddeci açıklama sadece Marksizm'le bağlantılı bir kuram değildir. Günümüz sanat tarihçiliğinde her zaman çok tutarlı bir biçimde o…

ROKAY

İstiridye kabuğu biçimindeki bezeme ögesi. Türk sanatında ilk olarak 18. yy'ın başlarında Sultanahmet Çeşmesi'nde ortaya çıkar. Batı kökenlidir.

KÖMÜRKALEM

Resim sanatında kullanılan ince kömür çubuk. Özellikle taslak yapma ve çalışma amacıyla kullanılır. Silinerek kolayca tashih edilebilir. Kömürkalemle yapılan resimlerin sürekli olarak korunabilmesi için, üzerine sabitleştirici (fiksatif) püskürtülmesi gerekir. Füzen de denir.

AÇKI

Keramik kapların dış yüzünün fırınlanmadan önce bir metal parçasının keskin kenarı kullanılarak perdahlanması. Bu teknik Antikite'de çok sık uygulanmışsa da, günümüzde de kullanılır.

AÇIT

Pencere yada kapı boşluğu.

DOKU

Görme ya da dokunma duyularıyla kavranabilen, homojen, yüzeysel etki ögesi.

LESBOS KYMATİONU

Antik mimarlıkta kullanılan, üsluplaştırılmış kalp biçimli yapraklardan oluşan bir tür bezeyici silme.

SAHNE

Opera, sinema ya da tiyatro gibi gösteri mekanlarında içinde gösteri etkinliklerinin yer aldığı bölüm. Sahnenin hem sözlük anlamı hem de mimari yapı ögesi olarak kökenini Antik Yunan tiyatrosundaki Skene kesimi oluşturur. Bununla birlikte sahnenin tarih boyunca sürüp giden uzun gelişim süreci, bugünkü sahneyi Antik Yunan'dakinden çok farklı kılmıştır.

Antik Yunan skene'si oyunun asıl oynandığı yer değil, onun ardında kalan ve bir fon oluşturan perde gibidir. Helenistik çağ ve Roma'da önemi artsa da, skene yapısı bir oyun alanı haline yine de dönüşmez. Ortaçağ'da tiyatro yapılarının ortadan kalkışıyla birlikte, sahne de bir yapısal mekan olmaktan çıkar. Bu dönem sahnesi bir meydanın bir kenarında kurulan, derme çatma geçici bir platformdan ibarettir. Rönesans, Antikite'deki pek çok şeyi canlandırdığı gibi, tiyatro yapısını da yeniden mimarlığın gündemine getirir. 16. yy'ın ikinci yarısında, Palladio'nun İtalya2nın Vicenza kentinde gerçekleştirdiği Teatro Ol…

SAC

İnce levha haline getirilmiş çelik.

BACKSTEİNGOTİK

Almanca'da "tuğla gotik" anlamına gelen sözcük, uluslararası Gotik mimarlığın Almanya'da taş yerine tuğla kullanılarak gerçekleştirilmiş, yerel özellikler taşıyan bir dalıdır. Dinsel, kamusal ya da özel her tür yapıda kullanılmıştır.