Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KETEBE

Hat sanatında hattat imzası ya da adı. Arapçada "yazan" anlamına gelir. Hattatlar yapıtlarını "ketebe ........." biçiminde imzalarlardı.

GORGON

Yunan mitolojisi ögelerinden gorgon'u betimleyen bir bezeme örgesi. Yuvarlak bir madalyon içinde saçları yılandan oluşan bir kadın betimlenir.

BEZZAZİSTAN

Bezzazlar (dokumacılar, bezciler, kumaşçılar) çarşısı anlamındaki sözcük. Bedesten sözcüğünün kökenini oluşturmaktadır.

BERGAMA OKULU

Helenistik sanat kapsamında Anadolu'da ki aynı adlı kent merkez olmak üzere gelişen bir heykel sanat akımı. MÖ 3. yy'ın sonlarından başlayarak Roma egemenliği altında bile varlığını sürdürmüştür. Temel özelliği, klasik anlayışı terk edip daha abartılmış ifade ve devingenlik arayışı içinde oluşudur. Bu akımın en ünlü yapıtı Bergama'da ki Zeus sunağının frizleridir.

GREK CANLANDIRMACI ÜSLUP

18. yy'ın sonu ve 19. yy'da gelişmiş canlandırmacı, eklektisist mimarlık üslubu. Önce İngiltere'de ortaya çıkmıştır. Antik Yunan mimari biçimlerini kendinden önce görülmemiş bir titizlikle yineleyip, bunlarla bezenmiş yapıtlar vermeye çalışmıştır. En önemli örneklerinden biri, R. Smirke'in 1827'de tasarladığı Londra'da ki British Museum binasıdır.

GÜNEŞ KIRICI

Yapının dış cephesine pencerelerin önüne yerleştirilen ve işlevi güneş ışığının yapının içine doğru girmesini engellemek olan pano, stor, kafes vb. öge. Sözcüğün ilk kez mimar Le Corbusier tarafından öne sürüldüğü sanılmaktadır. Dolayısıyla modern mimarlıkla zamandaş olarak ortaya çıkmış bir kavram olabilir.

IŞIK

Resim sanatında çeşitli yanılsama teknikleri kullanılarak, betiler ve resmedilen alan üzerinde yaratılan aydınlık etkisi. Rönesanas döneminde ortaya çıkmış ve bu çağdan sonra Modern Sanata dek Avrupa resminin uğraştığı temel sorunlardan biri haline gelmiştir. Başka ülkelerde ve Rönesans öncesinde tüm resimsel betiler homojen bir renk düzeniyle sunulur. Gerçek nesnelerin bir ışık kaynağı karşısında nasıl bir görünüm sundukları ve bunun nasıl resmedileceği söz konusu sanat anlayışlarının konusu olmamıştır.

MUSAVVİR

Osmanlı resim sanatında manzara ve özellikle insan resmi yapan sanatçı. Örneğin, silsilenamelerdeki minyatür musavvirler tarafından yapılmıştır.

QUATTROCENTO

İtalyancada dört yüz anlamına gelen sözcük. 15. yy'ı ve genel olarak Rönesans'ı ifade eder.

RASYONALİZM

İşlevselcilik olarak da adlandırılan Modern mimarlık akımına verilen adlardan biridir. Büyük oranda Uluslararası üslupla bağlantılı olarak düşünülen bir anlayıştır.

RAYONNANT ÜSLUP

Fransız Gotik mimarlığının Geç 13. ve 14. yy'ları içeren dönemi. Erken Gotik'ten strüktürel evrimde bir aşama olduğundan ötürü değil, bezemeye verdiği önem nedeniyle ayrılır. Hatta bu dönemde yeni strüktürel denemeler hiç görülmez; sanatçılar tüm çabalarını eskinin sürdürülmesine ve özellikle gül pencerelerin bezenmesine ağırlık vermeye hasretlenmişlerdir. Bu gül pencerelerin en ilginç örneği Paris'te Notre Damme Kilisesinin transeptindedir.

CLOİSSONİSME ya da KLUAZONİZM

19. yy'ın sonlarında Fransa'da etkinlikte bulunan Gaugin ve E. Bernard gibi ressamların içinde yer aldığı akım. Cloisonne Mine işlerindekine benzer kalın siyah kontur çizgileriyle ayrılmış geniş renk lekeleri bulunan teknikleri nedeniyle bu adla anılmışlardır.

AGRANDİZÖR

Agrandizman işlemini yapmayı sağlayan bir araç. Negatif film agrandizörde kendisi için yapılmış özel yere yerleştirilerek, görüntüsü ışık ve mercekler aracılığıyla fotoğraf kağıdı üzerine yansıtılır. Bu işlemi banyo izler.

KUYU BİLEZİĞİ

Su kuyularının etrafında yer alan yekpare ya da örme taştan yapılmış silindirik ortası delikli bölüm.

İÇ MİMARLIK

Mevcut bi yapının veya onun bir kesiminin döşenmesi, süslenmesi, bezenmesi, donatılması için yapılan çalışmaların tümü. Yapısal iç mekanın örgütlenip düzenlenmesi eylemi. Mimarlığın hem iç hem de dış mekanı düzenleyen ve konstrüksiyonu da içerin bir etkinlik alanı olmasına karşılık, iç mimarlık bunun ualnızca bir bölümünü üstlenir.

BİZANS SANATI

Doğu Roma imparatorluğunun geliştirdiği sanat. Erken, orta ve geç dönem olarak üç aşamalı bir gelişim şeması biçiminde incelenir. Roma imparatorluğunun doğu ve batı olarak 395'te ikiye ayrılmasına karşılık, Bizans sanatının 500 yıllarında oluşmaya başladığı söylenebilir. Bundan öncesi ayrı bir dönem olmaktan çok Geç Antik dönem'in bir devamı sayılabilir. Dolayısıyla Erken Bizans sanatını Justinianos'tan (527-565) gerekir. Bu dönemin en önemli ürünü Ayasofya her açıdan Antikite'nin bitişini simgeler. Özellikle, merkezi bir kubbeye eklemlenmiş iki yarım kubbeli strüktürüyle gerçek bir devrimci atılımdır. Aynı dönemde Resim sanatı da ileriki yüz yıllarda geliştirerek sürdüreceği temel yönelimini edinecektir. Artık, resim Antikite'den yalnız ikonografisi açısından değil, üslubu açısından da kopmuştur. Antikite'nin natüralist eğilimleri yerlerini, litürjik bir simgeselliğe bırakırlar. Bizans resmi doğayı gerçeğe uygun bir biçimde yasıtmayı değil, hemen daima dinsel …

TALİK

Hat sanatında bir yazı türü. İran'da Rık'a ve tevkii yazılarından yararlanılarak, 16. yy'da yaratılmıştır.

MİTOLOJİK

Mitolojiye ilişkin her tür olgu ve oluşumu niteler.

PALAESTRA

Antik gimnazyumların bir bölümü. Güreş okulu anlamına gelmesine karşın, daha geniş anlamda da kullanılmıştır. Romam hamamlarında bedensel etkinliğe ayrılmış açık alan, avlu anlamına da gelir.

MANASTIR TONOZU

Varsayımsal olarak örttüğü düzgün dörtgen ya da çokgen planlı mekanın kenarlarına dik doğrultuda ve açıklığı bu kenarlar kadar olan beşiktonozların kesişmesiyle oluşan tonoz türü.

APADANA

Pers saraylarının taht salonlarına verilen ad. Apadana düzenli sıralar halinde dizilmiş sütunlarla taşınan bir hipostil salonudur. En ünlü örneği Perspolis kenti harabelerinde bulunur. Kökeninin Eski Mısır tapınaklarının çok sütunlu salonlarıyla ilişkili olduğu düşünülmekteyse de, Erzinca yakınlarında Altıntepe'de benzer nitelikte bir yapı bulunmuştur. İran'da ki örneklerde bir kaç yüz yıl eski olan bu yapı, Urartu mimarlığının apadananın kökeniyle bağlantılı olabileceği varsayımını akla getirmektedir.

KALDIRIM

Cadde ve sokakların kenarında yalnız yayalara ayrılmış yol. Osmanlı döneminde sözcük yol kaplaması anlamına gelirdi.

BOYA RESİM

Kalemle ya da baskı teknikleriyle oluşturulmayıp, yalnızca boya kullanılarak gerçekleştirilen her tür resme verilen genel ad. Yağlıboya, suluboya vs. teknikleriyle yapılmış her tür resim.

BOSAJ

Antik duvar örgüsünde dikdörtgenler prizması biçiminde yontulmuş taş blokların hafif dışbükey bırakılmış öz yüzleri. Bu yüzey kaba ya da düz olarak işlenebilirdi.

ŞEHNAME

Ünlü İran şairi Firdevsi tarafından yazılan, İslam öncesi döneme ait İran tarihi ve efsaneleri içeren Mesnevi formundaki ünlü yapıt. Daha sonraları hükümdarların yaşam ve eylemlerinden söz eden manzum kitaplara verilen genel bir ad haline gelmiştir. Bu tür kitaplar hemen hemen daima minyatürlerle bezenmiş zengin tezhipli yapıtlardır.

TROMPE L'OEİL

Bir düzlem üzerinde sanat içeriği olan resimsel bir etki amaçlamaksızın, gerçeklik izlenimi vermeye çalışan her tür çizim, boyama vs. En basit Trompe l'oeil örneği olarak, sağır bir duvar üzerine yapılmış gerçek boyutlarında bir kapı resmi verilebilir. Böyle bir durumda resim yapma etkinliği tümüyle bir yanılsama yaratma işine indirgenmiş olmaktadır.

YANILSAMACILIK

Yanılsama tekniklerinin aşırı kullanımına yer veren bir resmetme anlayışı. Rönesans'tan başlayarak Avrupa resim sanatında, özellikle de duvar resminde görülür ve çoğunlukla mimari mekan yanılsaması yaratmayı amaçlar. Örneğin duvar ya da tavanlara gerçek mekanın bir parçasıymış izlenimi verecek mimari iç perspektifler yapmak bir yanılsamacılık ürünüdür. Bu davranış daha da aşırılaştığında Trompe l'oeil haline gelir.

YAŞAMI ZENGİNLEŞTİRME

Sanat tarihçisi B. Berenson tarafından önerilen yaşamı zenginleştirme kavramı, sanatın işlevinin ve rolünün ne olduğu sorusuna bir yanıt olarak önerilmiştir. Berenson'a göre sanatın amacı ve işlevi, yaşamın anlamını yalnızca somut işlevlerin bir bileşimi olmaktan öteye götürüp zenginleştirmektir. Buradaki zenginleştirme sözcüğü, yaşama varlığını sürdürmenin doğal zorunluluklarının ötesinde bir boyut katma anlamına gelir.

ETRÜSK SANATI

Kuzey İtalya'nın Etruria bölgesinde MÖ 7 ve 3. yy'lar arasında aynı adlı toplum tarafından yaratılan sanat. Günümüzde bu sanattan mezar resimleri, tunç eşyalar, heykeller, seramikler ve az sayıda mimarlık ürünü gelebilmiştir. Etrüsklerin İtalya'ya Anadolu'dan geçtikleri sanılmaktadır. Sanatlarında görülen güçlü Yunan etkileri de bunu bir anlamda doğrular. Özellikle mimarlık alanında başarılı oldukları ve bu konuda Romalılar'a çok şey öğrettikleri bilinmektedir. Yalnız ön cephesi sütunlu olan tapınak tipleri Romalılar için de bir örnek görevi yapmıştır.

DAMASKO

İpek ve Keten karışımı bir tür kumaş. Örneğin Şam kentinde dokunmuş, Ortaçağ'ın sonlarında bazı İtalyan kentlerince üretimine başlanmıştır. Bu tür kumaşlar kabartma desenlidir. Türkiye'de ki bu tür kumaşlara - dımışki- denirdi.

BAROKLAŞMA

Bir sanat ya da üslupta klasik kuralların yıkılması. Bir anlamda baroklaşma kelimesinin Barok üslupla bir ilişkisi yoktur; tüm çağların ve uygarlıkların sanatları için kullanılabilir. Baroklaşmanın temel özellikleri, klasik dik açılı düzenlerin eğriselliğe, eksenselliğin asimetriye, devinimsizliğin devinime dönüşmesidir. Örneğin; Geç Bizans dönemi sanatı Orta Bizans'la kıyaslandığında bir Baroklaşma gösterir.

ÖLÜM KULESİ

İslamlık öncesi İran'da, ölülerin Zerdüşt dini gereğince akbabaların parçalanmasına terk edilmek için üzerine yerleştirildiği silindirik kule. Bugün İran'da pek az örneği vardır. İslamlık'la birlikte İran'da Hindistan'a göçen ve Parsi denilen bu dini mensupları böyle ölüm kulelerini inşa etmişlerdir. Örneğin Bombay'da bu tür bir yapı vardır. Ölüm kulesinin kümbet için bir protip işlevi gördüğünü öne süren araştırmacılar vardır.

PRE-RAPHAELİTE AKIM

19. yy'ın sonlarında İngiliz sanatında egemen olmuş bir akım. Özellikle resimde etkinlik göstermiştir. Bu akım yandaşları kendilerine Raphaello öncecesinin Rönesans resmini örnek almışlardır. Teknik olarak Fotografik bir titizlik gösteren Pre-Raphaelite Akım, genelde Romantizmin çizgisini izler. Akımın en ünlü ressamı D.G. Rosette'dir.

NATÜRLYRİSMUS

1880'lerle 1890'larda etkin olmuş bir grup Alman sanatçının yönlendirdiği bir resim akımı. Akımın adı Türkçe'de doğa lirizmi anlamına gelmektedir. Yalnızca manzara resmi yapan grup üyeleri, doğa gözlemine hiç yer vermeyen romantik bir yönelim içinde olmuşlardır. En ünlü üyeleri; F. Mackensen, O. Modersohn.

PORSELEN

Yüksek kaliteli arıkilden yapılan her tür seramik. MÖ 200'den beri Çin'de yapılmaktaydı. Avrupa'da ancak 18. yy'da üretilmeye başlamıştır. 1750'lerden sonra Wedgewood'un çabalarıyla endüstriyel üretimine İngiltere'de geçilmiştir.

KROMLEK

Batı Avrupa'da tarih öncesi dönemde menhirlerin daire biçiminde dizilmesiyle oluşmuş, üstü örtülü olamayan yapı. Kromleklerin dinsel bir işlevi olduğu sanılır. En ünlü kromlek İngiltere'de ki Stonehenge'dir. Bunda iç içe iki dairesel menhir dizisi vardır ve dörtgene yakın plana sahip olan menhirlerin üstleri taş lentolarla birbirlerine bağlanmıştır. Ortada sunak olduğu düşünülen bir taş bulunmaktadır.

İSTİNAT DUVARI

Set halindeki toprağın yıkılmasını önelemk için önüne inşa edilen duvar.

MISIR SANATI

Mısır'da yaklaşık olarak MÖ 4000'den MÖ 300'e dek gelişen sanat. İskender'in fethi sonucu güçlü Yunan etkisi altında kalarak, Ptolemenler döneminde yeni bir sentez üreten Mısır sanatı, bu dönemden sonra eski bağımsızlığını yitirir. Mısır sanatının evrimi şu aşamalar halinde ele alınır;
1) Hanedanlar öncesi dönem (MÖ 4. binyıl) 2) İlk Hanedanlar dönemi ( MÖ 3100-2686) 3) Eski Krallık dönemi (MÖ 2686-2181) 4) Birinci ara dönemi (MÖ 2181-2040) 5) Orta Krallık dönemi (MÖ 2040-1786) 6) İkinci ara dönem ( MÖ 1786-1567) 7) Yeni Krallık dönemi (MÖ 1567-1085) 8) Geç dönem (MÖ 1085-332)
Mısır sanatının temel özelliği, neredeyse tüm sanat tarihinin en tutucu anlayışını geliştirmiş oluşudur. Yaklaşık olarak MÖ 3000'den MS 30'da ki Roma egemenliğine dek, üslupsal gelişme ve değişimler uzman olmayanların kolayca kavrayamayacağı kadar önemsiz boyutlarda kalmıştır. Aynı standart biçim kalıplar varlıklarını kesintisiz biçimde sürdürmüşler; sanatçılar ise hiç bir bireysellik çab…

HANAY

Geleneksel Türk konutlarında önü açık sofa. Genellikle odalar buraya açılır. Hanay sözcüğü Rumeli ve İzmir dolaylarında kullanılır. Başka yörelerde hayat, sergah, sofa sözcükleri geçerlidir.

HALK SANATI

Genel olarak Tarım çağı uygarlıklarının ikili bir kültürel yapı gösterdikleri gözlemlenmiştir. Halk sanatının bu ikili bünyeyle bağıntılı bir oluşum olduğu söylenebilir. Bir yanda yönetici sınıfların üst düzeyde olduğu varsayılan sanatı varken, öte yanda da halkın sanatsal yaratısı bundan pek fazla etkilenmeden yüzyıllarca varlığını sürdürmüştür. Örneğin; Sinan'ın, Sedefkar Mehmet ağa'nın, Levni'nin anlayışları resmi sanat denebilecek bir üst sınıf kültürünün ürünüdür. Buna karşılık neredeyse 1950'lere dek örneklerini genellikle halı, kilim, kumaş ve günlük kullanım eşyası gibi ürünlerin oluşturduğu ayrı bir Türk Halk sanatı hep varolmuştu. Bu sanatın üst düzey sanatına oranla çok daha yavaş bir gelişim ve değişim gösterdiği söylenebilir. Tüm dünyada resmi sanat sürekli üslup değişimleri geçirmiştir, ama aynı şey halk sanatı için söylenemez.
Halk sanatı Endüstri çağı'nın doğuşuyla birlikte ortadan kalkana dek, sanat olarak bile görülmemiştir. Halk sanatı ürünlerinin…

SANATSAL GERÇEKLİK

Sanat dışında varolan tüm gerçekliklerin sanat yapısında yeniden üretilmesiyle oluşan gerçeklik kategorisi. Yakın dönemlere gelinceye dek (pek çoklarına göre bugün de) sanat dış dünyayı yansıtan bir ayna gibi görülmüştür. Bu düşünce sanatı doğanın taklidi olarak tanımlayan Platon'dan bu yana sürüp gelmişti. Oysa, gerçekte sanat doğanın yinelenmesinden ibaret değildir. Şayet böyle olsaydı, örneğin doğal bir gerçeklik olan insan deyimiyle dans sanatını bir birinden farklı iki şey saymayı gerektiren hiçbir neden bulunamazdı. Aynı bakış açısı tüm sanatlar için geçerlidir. O halde sanat yapıtında betimlenen gerçekliği sanat dışındaki bir gerçekliğe sadakati bağlamında değerlendirip eleştirmek yerine, onu yalnızca sanatsal gerçekliği üretirken gösterdiği başarı ya da başarısızlığa göre ele almak gerekmektedir.

PENTİMENTO

Yağlıboya resimde yapılan hatayı saklamak veya fikir değiştirmek sonucu sürülen boya. Böylelikle istenmeyen kısım giderilerek resme devam etme olanağı kazanılır. Eski resimlerde örtücü boya katmanının zamanla saydamlaşması alttaki görüntüyü belirginleştirerek pentimentoyu ortaya çıkarabilir.

GÜFTEKARİ

Çelik yüzey üzerine açılan yuvalara altın tel kakarak bezeme ve yazı yazma sanatı ve bu yöntemle oluşturulmuş her tür eşya. Osmanlı sanatı da dahil hemen hemen tüm islam ülkeleri sanatlarında görülen bir tekniktir. Özellikle zırh ve kesici silahlar üzerinde uygulanırdı.

DİLATASYON

Bir yapının çok uzun ve büyük olması ya da farklı kat sayılarına sahip bölümlerden oluşması durumunda, strüktüel sisteminin tek parçalı yapılmaması gerekir. Aksi halde farklı yük ve farklı çalışma nedeniyle strüktürlerde deformasyonlar görülmesi kaçınılmazdır. Bundan ötürü, yapının farklı yüklenen bölümleri ya da kendi kitlesi, strüktüel olarak birbirnden farklı çalışan parçalar biçiminde tasarlanıp inşa edilir. Dilatasyon farklı çalışan bu parçaların birbirlerine birleştikleri çizgiye denir. Aralarında dilatasyonlar bulunan bloklar aynı sistemde yapılabilecekleri gibi farklı sistemlerde de olabilirler.

DOKUNSAL DEĞER

Resimde betilerin dokunma duygusu uyandıran niteliği. Deyim eleştirmen B. Berenson tarafından önerilmiştir. Örneğin, çağdaş resimde sık rastlanan kalın boya katmanı. dokunsal değerin oluşmasına yol açabilir.

İS ODASI ya da İS HÜCRESİ

Büyük Osmanlı camilerinde kandil islerinin duvarları karartmadan hava akımı yardımıyla toplandığı hücre ya da küçük oda. Bu is satılarak, bundan hat sanatında kullanılan kaliteli bir mürekkep yapılırdı.

MOZAİK

Küçük boyutlu renkli parçacıkların bir düzlem üzerinde birbirlerine bitişik olarak yerleştirilmesiyle oluşturulan bezeli yüzey. Uruk kazılarında ortaya çıkarılan MÖ 2600'e ait bazı kalıntılar, mozaik tekniğinin Mezopotamya sanatında bile uygulandığını kanıtlamıştır. Bunların bir kısmı taban kesimi renkli sivri konilerin duvara çakılmasıyla yapılmıştı. Diğer bir uygulama ise geometrik biçimlerde kesilmiş küçük, renkli ögelerin bir yüzeye yapıştırılması tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Küp biçimli ögelerin sıva üzerine yapıştırılması tekniği, yani gerçek mozaik, ancak Antik Roma'da ortaya çıkar. Bunlar duvar ve zemin kaplaması olarak ortaya çıkar. Mozaik tekniği bu dönemden sonra pek değişmeden, Bizans'ta ve Rönesans öncesi İtalya'sında geniş ölçüde uygulanmıştır. Türk sanatında hiç görülmez.

ÖZGÜNLÜK

Bir kültürel ya da sanatsal davranış, tutum ya da olgunun özgün olması durumu.

PAGODA

Hint, Çin ve Japon mimarlıklarında Budizm inancıyla bağlantılı olarak ortaya çıkmış çokgen ya da kare planlı bir tür kule.

ŞEMSE

Bir saire ve o daireden yayınlan ışınsal çizgilerden oluşan bezeme ögesi. Özellikle İslam ülkelerinde ve Tezhip sanatında kullanılır.
Osmanlı deri cilt kitaplarının dışında yer alan, bezemeli, iki ucu sivri, eliptik biçimde ve madalyona benzer örge. Gömme, mülemma, mülevven, müşebbek ve soğuk şemse gibi türleri vardır.

TUDOR ÜSLUBU

Yaklaşık olarak 15. yy2ın sonu ile 16. yy içinde gelişen bir İngiliz sanat üslubu. Özellikle mobilya ve mimarlıkta etkili olmuştur. Geç Gotik ve Rönesans etkilerini İngiltere'ye özgü bir bileşim içinde bir araya getirir. En ünlü örneği Hampton Court Sarayı'dır.

ZİLİ

Bir düz dokuma yaygı türü. Cicimde olduğu gibi normal dokuma iplikleri arasından ayrıca desen iplikleri geçirilerek yapılır. Cicimden farkı, birincide desen ipliklerinin ancak çizgisel süslemeler oluşturabilmesine karşılık, zilide bunların yatayda boydan boya atlamalarla uzanarak geniş yüzeyleri örtebilmesidir. Zilinin süslemeleri uygulanan teknik nedeniyle, daha çok enine ve boyuna uygulanan yüzeyle biçimindedir. Çapraz süslemeli örnekleri ender görülür.