Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÖLÜLER KİTABI

Eski Mısır'da ölüyle birlikte mezara yerleştirilen ve onun öteki dünyada geçeceği yolları betimleyen resimlerle bezeli, rulo biçiminde ve papirüs üzerine yazılmış kitap.

FİGÜR

Resim ve heykel sanatlarında betimlenmiş, doğada rastlanan ya da düşsel her tür varlık ve nesnenin genel adı. Türkçe'de ki beti sözcüğüyle eş anlamlı gibi düşünülebilirse de beti, sanat yapıtında betimlenen her tür gerçeklik için kullanılabildiğinden, daha geniş anlamlıdır. Oysa figür daima sana dışı alanlardaki gerçekliklere gönderme yapar.

SANATSAL

Sanatla ilişkili olgu, kavram ve oluşumları niteler.

YUNAN HAÇI

Dört kolu da eşit boyutta haç.

YUNAN SANATI

Yunan kabilelerinin MÖ 2. bin yılın başlarında kuzey'den gelerek Yunan Yarımadasına yerleşmelerinden MÖ son yüzyıl içindeki Roma Germenliği dönemine (MÖ 31) kadar süren sanat.Dönemleri; MÖ 5000 - MÖ 1500 Prehistorik dönem. MÖ 1500 - MÖ 1100 Miken sanatı. MÖ 1100 - MÖ 700 Geometrik dönem. MÖ 700 - MÖ 600 Doğululaşma dönemi. MÖ 600 - MÖ 500 Arkaik dönem. MÖ 500 - MÖ 330 Klasik çağ. MÖ 330 - MS31 Helenistik sanat.
Yunan sanatının Arkaik dönem öncesi genellikle apayrı bir alan olarak incelenir. Şöyle ki gerek Prehistorik dönem, gerekse de Minos ve Miken sanatları Yunan sanatının evrim süreci içinde yer almaktan çok, kendi içsel gelişimlerini yaşayıp ortadan kalkmış ayrı sanatlar sayılırlar. Asıl Yunan sanatı MÖ 8. yy2ın sonlarında gelişmelerle birlikte başlar. Bu çağda Grek Polis'i hızla gelişip ticari etkinlikler ve doğu ülkeleriyle ilişkiler yoğunlaşmaktadır. Sanat'ta özellikle Suriye'den etkilenerek beliren yeni biçimler ve eğilimler, bu çağa Doğululaşma dönemi adının verilmesi…

YURT

Göçebe yaşam sürdüren Türk ve Moğollara özgü, ahşap sökülebilir strüktürlü, üzeri deri veya kumaşla örtülü, dairesel planlı bir tür çadır. Buna Topakev ya da oba'da denir. Anadolu'ya kadar uzanan geniş alanlarda yaygındı. Bununla birlikte Türkiye'de bugün neredeyse ortadan kalmış durumdadır. Strüktür olarak yurt, yuvarlar tekerlek biçimli bir üst gövdeyle taşıyıcı gövde parçalarından oluşur. Kapısı ve kubbesel örtüsünün en üst noktasında yer alan bir deliği vardır. Bu delik havalandırmaya yarar ve duman çıkışı işlevini görür. Yurdun zemini halı ve kilimle döşenir, çevreye çadır çeperi boyunca yastıklar dizilir ve bir kesime ise, gece kullanılan organ vs. istif edilir. Bazı araştırmacılar yurdun iç mekanının bu örgütlenme biçiminin Anadolu konutundaki oda düzenlemesini etkilediğini öne sürmektedirler.

YÜCE ÜSLUP

Resim ve heykelde insan betisini idealleştirilmiş, yüceltilmiş biçimde ve soylu bir ortamı betimleyen şemalar içinde kullanan Yüksek Rönesans anlayışı. Raffaello'nun Atina okulu resmi tipik bir yüce üslup örneğidir.

HÜSN Ü HAT

Arap alfabesiyle güzel yazı yazmak anlamında Osmanlıca sözcük. Hat sanatı anlamına da gelir. Diğer alfabelerle yazılmış yazılar için kaligrafi terimi yeğlenir.

HYPAİTHROS

Naos bölümünün üstü açık olan Antik Yunan tapınaklarının genel adı. Antik Yunan tapınaklarında naosa açılan kapının üzerinde yer alan küçük parmaklıklı pencere.

NEUE KÜNSTLERVEREİNİGUNG

1909'da Münih'de oluşan bir Alman sanatçı grubu. 1911'de dağılan Fovizm'e yaklaşan bir tutumla çalışan grup üyelerinin en ünlüleri; W. Kandinsky, A. Jawlensky ve G. Munter'dir.

MACELLUM

Eski Roma döneminde içinde yiyecek maddeleri, genellikle de, et satılan yapı ya da ticaret alanı. Aynı sözcük Yunanca da Makellum olarak da kullanılmıştır.

MABEYN

Osmanlı saraylarında padişahın hükumet işlerini görüp elçi ve vezirleri kabul ettiği bölüm. Burası mabeyncilerin resmi bürosu işlevini de görürdü. Sarayın bir bölümü olabileceği gibi, Yıldaz sarayında görüldüğü biçimde ayrı bir köşk halinde de inşa edilebilirdi. Eski Osmanlı saray ve konaklarında haremle selamlık arasında yer alan ve her ikisine de odası bulunan daire ya da oda.

BEYKOZ İŞİ

19. yy'da yapılan bir tür cam eşyaya verilen genel ad. İlk kez Mehmet dede isimli biri tarafından Beykoz'da yapılmaya başlanmış, sonraları üretici atölyeler çoğalmıştır. Beyaz ya da renkli cam üzerinde yaldız ya da renkli boyamayla bezelidir. Beykoz işi cam eşyanın kase, nargile, sürahi, bardak, gülabdan, fincan, bardak gibi pek çok türü vardır.

TAŞİZM

Resim sanatında düzensiz biçimli renk lekeleri ve damlaları kullanarak çalışan sanatçının tutumu. Terim ilk olarak Fransız eleştirmen Tapie tarafından önerilmiş ve Fransızca da tache (leke) sözcüğünden türetilmiştir. Bu anlayış, önceden kararlaştırılmış bir resmetme eylemini yadsıyarak, sanatsal yaratmada rastlantısallığın ön plana alınmasını öngörmektedir. Taşistler arasında C. Bryen, J. Atlan, G. Mathieu adları sayılabilir.

SOYUTLAŞTIRMA

Yüzey ya da hacim sanatlarında gerçek varlıklara gönderme yapan betilerin tanınamayacak derece yalınlaştırılması. Üsluplaştırma işlemine benzer gibi gözükse de, ondan tümüyle farklıdır. Üsluplaştırma betiyi gerçek bir varlık olarak tanınabilirlikten uzaklaştırmaz. Ayrıca soyutlaştırma tamamen bireysel bir etkinlik olduğu halde, üsluplaştırma da genel toplumsal biçim kalıplarına uymak söz konusudur.

ÖZGÜN BASKI

Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her tür kazıresim tekniği yanında, serigrafi, taş baskı vs. gibi teknikler de kullanılır.

MAGRİBİ

Hat sanatında bir yazı türü. Hemen hemen yalnızca Kuzeybatı Afrika'da kullanıldığından bu adla anılmıştır. Kufi'nin değişime uğramasıyla önce Tunus'un Kayrevan kentinde 10. yy'da ortaya çıkmış, buradan Fas, Cezayir ve Endülüs'e yayılmıştır.

LUİKENZ

Barok, Rokoko ya da Eklektisist üslupların çizgisinde yapılmış her tür yeni ya da eski mobilyaya verilen genel ad. Fransa'da yalnızca XV. Louis dönemi için kullanılırken, Türkçe'de anlamı genişleyerek, Avrupa sanatının bir kaç döneminin mobilya ürünlerini birden niteler hale gelmiştir. Bununla birlikte, bu kullanımının hiç bir bilimsel geçerliliği yoktur.

MEVLEVİHANE

Mevlevi tekkesi. Genellikle bir kaç yapıdan oluşan bir külliye biçimindedir. Şu mekanları içerir;a) Semahane; Mescit olarak da kullanılan, daire ya daçokgen planlı ayin mekanı. b) Türbe; Burada Mevlevi şeyhleri gömülüdür. c) Çilehane; İbadet etmek ve çile doldurmak için kullanılan küçük hücrelerden oluşur. d) Hücreler; Dervişlerin özel odaları. e) Selamlık; Şeyhin oturma ve kabul mekanı. f) Harem; Şeyh ailesinin konutu. g) Meşkhane; Dervişlerin dönme eğitimi için kullandıkları mekan. h) Mutfak ve Kiler.

KALEMİŞİ

Osmanlı mimarlığında sıva üzerine boyayla yapılan bezeme. -Kalemkari- de denirdi.

CERA COLLA

Balmumu, zamklı su ve boya pigmentlerinin karışımıyla elde edilen bir resim boyası. Bizans ve Rönesans öncesi İtalyan ressamlarınca kullanılmıştır.

ROMANTİZM

Sanatta ülküselleştirilmiş doğanın yoğun bir duygusallık ve duyarlılık yansıtacak nitelikte ele alınıp yapıtların bu doğrultuda oluşturulması anlayışı. Genel olarak akıllı yönlendirildiği varsayılan tüm sanat anlayışlarının ve matematiksel düzenlerin karşıtıdır. Sanatta romantik eğilimler ilk olarak 18. yy'ın son çeyreğinde İngiltere'de belirmeye başlamıştır. Özellikle bahçe tasarımı ve manzara resminde Romantizm'in etkisi güçlü olmuş, tarihte ilk kez doğal çevre kaygısı ve doğaya saygı anlayışı bu dönemde belirmiştir. Yüzyıllar boyunca uygulanagelen doğaya müdahale geleneğini sorgulamayı ilk deneyenler Romantikler olmuştur. Bu nedenle Romantizm çağı için devrimci bir atılım sayılır.

RÖPRODÜKSİYON

Bir sanatsal ürünün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat yapıtının bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprüdüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayı, yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yeniden üretilmesidir.

METRO

Kentsel yeraltı demiryolu. 19. yy'ın ikinci yarısında ilk olarak Londra'da ortaya çıkıp, büyük batı kentlerinin çoğunda 20. yy'ın ilk yılları içinde uygulanmıştır.

RUMİ

Türk sanatında çok sık kullanılan üsluplaştırılmış yaprak betisi biçiminde bir bezeme ögesi. Bu üsluplaştırma söz konusu betileri tanınamayacak derecede değişime uğratarak soyutlaştırmaya dek varmıştır.

ROMANTİK

Romantizm anlayışıyla çalışan sanatçıları, bu anlayışla üretilen yapıtları ve bu anlayış yandaşlarını niteler.

ORKHESTRA

Antik tiyatrolarda sahne yapısının önünde yer alan üç yönden cavea ile çevrili alan. Grek tiyatrosunda planı tam bir daire biçimindeyken, Roma tiyatrosunda yarım hale gelmiştir. Çağdaş tiyatrolarda bulunmaz.

ŞİKAGO OKULU

ABD'nin Şikago kentinde 19. yy'ın son çeyreği içinde beliren bir mimari akım. Temel özelliği endüstriyel teknikleri kullanmadan ki başarısı ve çağının geçerli eğilimi eklektisizme karşı oluşudur. Yapıyı geçmiş çağlara özgü bir kılıfa büründürmeye karşı olan Şikago okulu mimarları yapıtlarını çağdaş gereksinme ve olanakların bir yansıması olarak tasarlamayı öngörmüşler ve gökdelen'in ilk örneklerini yaratmışlardır. Önemli mimarları; Burnham ve Root, Sulliven Richardson, W. Baron le Jenney.

ZARF

Geçmişte kahve fincanlarının kulpsuz olarak yapıldığı dönemlerde, porselen fincanların tutulabilmesi amacıyla içine yerleştirildiği küçük kadeh. Zarflar boynuz, ahşap, pirinç, gümüş, altın gibi malzemelerden bezemeli olarak yapılırlardı. Sanat değeri taşıyan örnekleri çoktur. Türkiye'de zarf kullanımı 17. yy'dan 20. yy'ın başına kadar sürmüştür.

BENİN SANATI

Eski Edo Krallığının başkenti Benin'in adıyla anılan ve bugünkü adıyla Nijerya topraklarında gelişmiş bir sanat üslubu. 1897'de bölgenin İngilizlerin eline geçmesinden sonra Benin sanatının yapıtları Avrupa'ya taşınmıştır. Bu yapıtlar arasında Tunç büstler, tunç plaklar, fildişi eşyalar, tören maskeleri vs vardır. Benin sanatının gelişimi üç aşamada yapılır;1. Erken dönem (14./16. yy); İnce çeperli tunç döküm büstler bu dönemde yapılmıştır. Doğaya sadık kalma çabası görülür. 2. Orta dönem (16./18. yy); Üsluplaştırma eğilimleri iyice belirir. 3. Geç dönem (18./19. yy); Bir tür gerileme çağı sayılabilir.

VİTRAY

Renkli camların bir kompozisyon oluşturacak biçimde, kurşun şeritler aracılığıyla bir araya getirilişiyle oluşturulan resimsel yapıt. Bu teknik Avrupa sanatına özgüdür. 13. yy'dan başlayarak özellikle dinsel yapıtların bezenmesi için kullanılmıştır. Osmanlı sanatında görülen nakışlı revzen, camların tespitinde alçı kullanıldığından ötürü, vitray sayılmaz.

EKSPRESYONİST MİMARLIK

Bir modern mimarlık akımı. Birinci Dünya savaşının hemen öncesinde Almanya'da ortaya çıkmış, varlığını yaklaşık 1930'a dek sürdürmüştür. Tıpkı, ekspresyonist resimde olduğu gibi, Ekspresyonist mimarlık'ta da, çok kesin ve çizgileri belirlenmiş bir üslubun varlığından söz edilemez. Akımın tüm ürünleri biçim yaratma sorununa tek defaya özgü tasarımlarla çözüm getirmeye çalışmaları konusunda birleşirler. Bu tek defaya özgü biçimin niteliği ise büyük oranda bireyseldir. Ekspresyonist mimarlık genelde tarihten biçim aktarmaları yadsımış olmasına karşın, bazı ürünlerinde geçmişi yorumlama çabalarına da rastlanır. Fakat temelde Ekspresyonistler'in ana özelliği hiç bir biçimsel önyargı taşımamaları ve daima yaratma sorunsalını ön plana çıkarmamalıdır.
İlk Ekspresyonist mimarın P. Behrens olduğu söylenebilir. Onun 1908 - 1913 arasında Berlin'de AEG için yaptığı yapılar akımın başlangıç ürünleri sayılır. Sonraları H. Poelzig ve E. Mendelsohn gibi mimarlar da Ekspresyonizme yö…

MEGASTRÜKTÜR

1960'ların ortalarında bazı İngiliz mimarlarınca ortaya atılmış görüş. Bu görüş yandaşları kentin ya da kent parçalarının tek tek yapıların tolamından oluşması türündeki geleneksel anlayışa karşı çıkmış, bireysel ya da kamusal alanı barındıran mekanların her tür teknik donanımı içeren dev bir strüktüre asılmasını önermişlerdi. Megastrüktürün gerçekleştirilmiş bir örneği yoktur; ancak bazı projeler yapılmıştır. Örneğin; Cedric Price'ın 1963'de hazırladığın Fun Palace projesi tipik bir megastrüktür sayılabilir. Bunda, tüm mekanlar gerektiğinde yenileriyle değiştirilebilecek ve yeniden konumlandırılabilecek biçimde dev bir çelik strüktüre asılıydılar.

KONSERVASYON

Her tür sanat yapıtında bir onarım ya da tamamlama işlemine girişilmeksizin, yıpranmanın durdurulması çalışması. Amacı yapıtı bulunduğu yıpranma aşamasında dondurmaktır.

EŞZAMANLI BETİMLEME

Bir konunun ya da devingen bir varlığın aynı zaman parçası içinde ve aynı mekan içinde ortaya koyduğu çeşitli görünümlerin aynı sanat yapıtı içinde topluca betimlenmesi. Bu bir anlamda devinimin resmini yapmak demektir. Kübizm ve fütürizm gibi çağdaş sanat akımlarınca kullanılmışsa da Eski Mısır sanatında bile görülür.

EVSİN

Avcıların avı beklemek amacıyla kırlarda yaptıkları küçük klübe.

MESİRE

Eski Türk kentlerinin hemen yakınında yer alan, piknik ve günü birlik gezinti yapmak için yararlanılan açık yeşil alan. Örneğin eski Ankara'da Bentderesi, İstanbul'da Kağıthane ve Küçüksu gibi mesireler vardı. Yapısal donanımı bir ya da bir kaç çeşmeden ibarettir.

LOTUS

Aynı adlı bitki biçiminde bezeme ögesi. Eski Mısır sanatında çok kullanılmıştır.

CHİNOİSERİE

Avrupa sanatında 18. yy'dan başlayarak yaygınlaşan ve Çin sanatına öykünen bir akım ve bu akımın doğrultusunda oluşturulmuş sanat ürünleri. Özellikle mobilyacılıkta gözlemlenir. Ünlü İngiliz mobilyacısı T. Chippendale'in bu anlamda başarılı çalışmaları vardır. Chinoiserie 19. yy'ın sonunda ortadan kalkmıştır.

ART BRUT

Akıl hastalarının, çocukların ve zihinsel gelişimi yetersiz kişilerin sanatsal çalışmaları. Sözcüğün doğuşuna, Fransız ressam J. Dubuffet'nin oluşturduğu bu tür resimleri içeren bir koleksiyon neden olmuştur. Modern sanat öylesi ürünleri, gerçek sanatçıların yapıtlarının yanı sıra, sanatsal yaratmanın bir türü kabul etmekte, yadsımamaktadır. Hatta, Art Brut ürünlerinde sanatsal üretim hiç bir denetim mekanizmasıyla engellenmediğinden, en arı biçimde belirebilmektedir.

ROKOKO

Avrupa sanatında Barok'tan sonra gelişen üslup. Yaklaşık 1720'lerde ortaya çıkmış, aynı yüz yılın sonuna ulaşamadan yerini Yeni Klasik üsluba terketmiştir. Genel olarak, Barok'un eğrisel ve bitkisel örgelerini yeğleyen anlayışını sürdürürse de renk düzeni açısından sadeleşmiş ve neredeyse, yalnızca beyazı kullanan bir tasarım geliştirmiştir. Rokoko'nun daha çok dekoratif sanatlarda egemen olduğu, resim, mimarlık ve heykelde ise apayrı bir anlayış olarak belirmediği söylenebilir.

MİXED MEDİA

Aynı sanat yapıtı içinde farklı sanat dallarına özgü malzemeleri kullanma anlayışını ve bu anlayışla üretilmiş yapıtları niteler. Örneğin; resim, müzik ve filmi birlikte içeren bir gösteri -mixed media- olarak adlandırılabilir.

İKİNCİ ULUSAL MİMARLIK AKIMI

Türk mimarlığının yaklaşık olarak 1940 ile 1950 arasındaki dönemi. 1930 - 1940 arasında egemen olan Uluslararası Üslup çizgisine karşıt bir yönelim olarak belirmiştir. Özellikle Türk halk mimarlığının biçim ve ögelerini yeniden kullanım alanına sokmayı denemiştir. Bazı örneklerde ise; Almanya ve İtalya'da ki faşist yönelimlerce öngörülen anıtsal mimarlıktan etkilendiği gözlenir. Örneğin B. Uçar'ın Ankara'da ki DDY Genel Müdürlüğü bu doğrultuda bir biçimlenme gösterir. S.H. Eldem'in başı çektiği diğer bir grup ise, yerel malzeme ve biçimlere dayanan bir mimarlık amaçlar. Bu mimarlıkta düşey dikdörtgen pencereler ve geniş saçaklar temel ayırıcı özelliklerdir.
Dönemin en önemli yapıları E. Onat'ın Bursa Vali konağı, S.H. Eldem'in Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ve İstanbul'da Taşlık Kahvesi ile Eldem ve Onat'ın birlikte tasarladığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'dir. Ulusal Mimarlık Dönemi bezeme yapılarda çok kısıtlı bir alanda kullanılmış,…