Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

CİLT

Kitap ya da dergi yapraklarının dağılmasını önlemek için yapılmış özel kap. Cilt yapımı deri üzerine kitap yazma geleneğinin ortaya çıkışıyla birlikte başlamıştır. Antik çağ'da papirüs ana yazı malzemesini oluşturur ve cilt yerine rulolar kullanılırdı. Genel olarak cildin bir ortaçağ buluşu olduğu söylenebilir.

BEZEME

Mimarlık ürünü üzerinde ve her türden kullanım eşyası üzerinde süslemeye yönelik olarak yapılan çalışmaların tümü.

BATILI ANLAYIŞ

Genel olarak resim sanatında batı'da geliştirilen biçimler, düzen bağıntıları ve yanılsama teknikleri bütünü. Özellikle Rönesans'tan 20. yy'ın başına dek batı resmi hemen daima resim düzleminin iki boyutluluğunu yedsıyarak üçüncü boyut yanılsaması elde etmeyi amaçlamıştır. Geleneksel Türk resmine karşıt doğrultudaki bu gerçekçi yönelim ve ondan fazla da, bu yeni türdeki Türk resmi ürünleri batılı anlayışla yapılmış sayılırlar. Batılı toplumlarca üretildiği halde, gerçekçi olmayan yapıtlar ve genel olarak Rönesans öncesi -batılı anlayış- teriminin kapsamına girmez.

ŞEŞ KALEM

Hat sanatında kullanılan başlıca altı tür yazı. Bunlar; muhakkak, reyhani, sülüs, tevkii, nesih ve rık'a dır. 9. yy'da Bağdat'ta el ahval adlı bir hattat tarafından yaratıldıkları öne sürülse de, gerçekte uzun bir oluşum süreci sonunda belirdikleri kesindir. Hat sanatında kullanılan diğer tüm yazı türlerinin bu altı ana türden kaynaklandığı var sayılır.

KUM SAATİ

Türk mimarisinde Taçkapıların köşelerine yerleştirilen, alt ve üst tarafı kum saati biçiminde boğumlu, ince uzun sütunlara verilen isim. Bazen bu sütunlar eksenleri çevresinde dönebilirler. Görevleri kapı köşelerinin darbe ve sürtünmeyle aşınmasını önlemektir. Bununla birlikte bezemesel işlevlerinin daha ağır bastığı söylenebilir. Özellikle, mihrap gibi aşınmaya pek uğramayan yerlerdeki kum saatleri, bütünüyle bezemesel niteliktedir.

KOTHON

Büyük boyutlu ve kandile benzeyen biçimde bir Antik seramik kap türü.

GAZNELİ SANATI

Türk asıllı Gazneliler hanedanı döneminde Afganistan'da 11. yy'ın başından 1221'de ki Cengiz istilasına kadar gelişen sanat. En önemli ürünleri kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan en önemlisi Leşker i Bazar Ulucamisi dir. Burada çok ayaklı cami şemasının geliştirilerek, mihrap önü kubbesinin büyük bir tasarım ağırlığı kazandığı görülür. Leşker i Bazar sarayı ise, daha sonra İran'da Büyük Selçuklular döneminde gelişecek dört eyvanlı avlu şeması ilk kez denenmiştir. Bu sarayda bulunan freskler özellikle önemlidir. Bunlar Uygur duvar resmi geleneğinin bir devamı olduğu söylenebilir.

EDİRNE İŞİ / EDİRNEKARİ

14. yy'dan 19. yy'ın ortalarına dek Edirne'de üretilen lake boyalı her tür mobilya ve ahşap eşyaya verilen ad. Edirne işi örnekleri, sanduka, sandık, çekmece ve kalemdan'dan kapı ve dolap kapaklarına kadar uzanan geniş bir çeşitlilik gösterir.

AÇIKHAVA RESMİ

Ressamın atölyesi yerine, doğrudan doğruya doğayla iç içe çalışarak verdiği ürün. 19. yy'da ortaya çıkmış ve izlenimci sanatçıların temel ilkesi haline gelmiştir.

der STURM

1910'da Berlin'de yaygınlaşmaya başlayan der sturm (fırtına) adlı dergiye bağlantılı bir sanatçı grubu. Dergi H. Walden tarafından kurulmuş, ressam E. Kokoschka'nın önemli katkılarıyla yürütülmüştür. 1912'de Walden'in aynı adlı bir sanat galerisi açmasından sonra, burası çağdaş sanatın önemli bir odağı haline gelmiştir. Der Sturm bir akım olmaktan çok ekspresyonist, fütürist ve orfist'leri içeren bir grup olarak nitelenebilir. I. dünya savaşı grubun etkinliğini azaltmış ve dinanizmini yitiren dergi 1932'de yayınını durdurmuştur.

PORNOGRAFİK

Pornografiye ilişkin her tür olgu ve eylemi niteler. Örneğin bir pornografik resimden söz edilebilir. Fakat bu tür bir resmi sanatsal ürün olarak nitelemek olanaksızdır. Cinsel içerikli bir konuyu işleyen ve sanatsal değer taşıyan bir ürün ise pornografik değil erotik sayılacaktır. Dolayısıyla, ürünü sanatsal değer taşır klan şey anlattığı konu değil anlatımı ve amacıdır.

KİLİM

Döşeme yaygısı olarak kullanılan, tezgahta kumaş gibi yün ipliklerle dokunmuş desenli örtü. Bu türden tüm yaygılara kilim genel adı verilse de dokunuş tekniklerindeki farklılıklara göre cicim ve zili gibi adlar alır.

GORGON

Yunan mitolojisi ögelerinden Gorgon'u betimleyen bir bezeme ögesi. Yuvarlak bir madalyon içinde saçları yılandan oluşan bir kadın başı biçiminde betimlenir.

DEKORASYON

Mekanı oluşturan ögelerin ve yüzeylerin düzenlenmesi eylemi. Kullanım nesnelerinin mekan içinde uygun konumlandırılmaları ve mekanın içindeki eşyalarla birlikte bir bütün oluşturacak biçimde değerlendirilmesi çağdaş dekorasyon anlayışının ilkeleridir. Avrupa sanatının modern dönemi öncesinde dekorasyon kavramı iç ve dış mekanı örgütleyen her tür ögenin bezenmesi anlamına gelir. Sözcüğün bu anlamı genellikle Türkçe'de bezeme sözcüğüyle karşılanmaktadır.

DECORATED STYLE

İngiliz Gotik mimarlığının ikinci dönemi. Early English ve Perpendicular Style arasında yer alır. 13. yy'ın sonu ile 14. yy'ın ilk yarısında gelişmiştir. Erken Gotik ve Geç Gotik arasında İngiltere'ye özgü bir geçiş aşaması oluşturur. Temel özelliklerinin başında Tonoz kaburgalarının sayıca artıp birbirleriyle ağa benzer kesişmeler yapması gelir. Ayrıca Gotik strüktür sistemi karmaşıklaşmış, vitrayla donatılmış ışıklı yüzeyler genişlemiştir. En önemli örneği, Gloucester Ketedrali'nin koro yeridir.

BİÇİMCİLİK

Modern mimarlık anlayışının olumsuz bir anlamla yüklediği sözcük, mimarlıkta işlev, strüktür ve hatta mekan değerini ikinci plana atan ve tasarım eylemini büyük oranda bir biçim yaratma uğraşına indirgeyen davranışları niteler. Günümüzde Post Modern mimarlık sözcüğün bu olumsuz anlamını yadsıyarak bilinçli olarak biçimci bir tutumla çalışıp ürünler vermektedir.

İKİZ PENCERE

Yan yana iki pencereden oluşan açıklık Genellikle bir açıklığın taş bir dikmeyle ya da bir sütunla ikiye bölünmesiyle oluşturulur. Gotik'te ve geç dönem Bizans mimarlığında görülür.

ÇEVRESEL SANAT

Kentsel mekan ya da doğal mekan ölçeğindeki tüm yüzey, hacim ve mekan sanatı ürünlerini kapsayan sanat dalı. Bir çevresel sanat yapıtı, geleneksel bir yapıttan öncelikle tek bakışta algılanamama özelliğiyle ayrılır. Bu tür bir ürün ister yapının içinde, ister kentsel mekanda, ister doğada yer alsın ancak dolaşılarak kavranabilecek boyut ve niteliktedir. Başka bir anlatımla, doğal ya da inşa edilmiş çevre sanat yapıtı olarak düzenlenmekte ya da kendi ölçeğine uygun bir yapıtla donatılmaktadır. Örneğin W. de Maria'nın California'da Mojave çölünde çizdiği yarım mil uzunluğundaki iki paralel çizgi doğal ölçekte bir çevresel sanat ürünüdür. Bu tür bir çalışmaya Earth Art da denilmektedir. Buna karşılık E. Piene'nin 1970'de ABD'nin Pittsburg kenti üzerinde uçurduğu yüzlerce metre uzunluğundaki balon hırtum, kentsel ölçekte bir sanat anlayışını yansıtmaktaydı.

ÇIKMA KULE

Kale, şato ya da surlarda bedenlerin üzerinde dışa doğru çıkma biçiminde yapılmış, daire ya da çokgen planlı, konik ya da prizmatik küçük kulemsi oda

ŞİRVAN

Osmanlı mimarlığında dükkan vs gibi mekanların içinde yer alan alçak tavanlı asma kat. Oturma alanı ya da depo olarak kullanılır ve ahşap strüktürlü olurdu. Sözcüğün aslı şirvani iken zaman içinde şirvan'a dönüşmüştür. Osmanlı saraylarında taht ve yatakların üstünde yer alan bezeli, ahşap sundurma.

GRAFOS

Dolmakaleme benzer, numaralı uçları gereğinde değiştirilebilir bir tür mürekkepli çizim aracı.

YAŞANTI

Sanat alanında yaşantı sözcüğü anlık algılarla elde edilen güçlü bir izlenimi ifade eder. İster mimarlık, isterse de diğer sanatlar olsun, yaşantı sanatsal ürünü kavramada kurumsal olarak ilk aşamadır. Özellikle dizimsel nitelikte olmayan sanat yapıtlarında, kişinin, ürünün ya da ikisinin birden devirgenliği söz konusu olabileceğinden, yaşantı zenginliği çok daha fazladır. Örneğin mimari yapıtta insan etkinliklerinin devingen niteliğinden ötürü çok sayıda algılama noktası ve dolayısıyla da çok büyük bir yaşantı zenginliği vardır. Yaşantı sözcüğü bütün çağların ürünleri için geçerli olmakla birlikte, ortaya çıkışı modern sanat la ilişkilidir. Örneğin Kübizm'in amaçladığı şeyin nesnelerin algılanması sırasında farklı yaşantıların onu betimlerken topluca resmedilmesi olduğu söylenebilir. Başka bir değişle, Kübizm nesneyi geleneksel resimdeki gibi tek bir bakış açısından bakan gözlemciden oluşturduğu yaşantıları betimlemeye çalışmaktır. Bu niteliğinden ötürü yaşantı kavramı sanatsal g…

PERSPEKTİF

Üç boyutlu gerçeklikleri iki boyutlu resim düzlemi içinde betimleyerek, üçüncü boyut yanılsaması yaratma işine yarayan bir resim ve çizim tekniği. Antikite'de bugünkü anlamıyla perspektif kullanıldığı söylenemezse de örneğin Pompei duvar resimlerinde üçüncü boyut etkisi verme çabası önemli bir yer tutar. Fakat gerçek perspektifin ancak 15. yy'da Rönesans'la birlikte ortaya çıktığı kesindir.

KUTU SAHNE

Tiyatro'da seyir mekanıyla bir yönündeki geniş bir açıklık aracılığıyla ilişki kuran, açılır kapanır bir perdeye sahip, hafifçe yükseltilmiş bir platform biçimindeki klasik sahne türü. 17. yy'da ortaya çıkmış olan barok tiyatronun ana ögelerinden biridir. Antik ve çağdaş sahnenin aksine, kutu sahne oynanan oyuna uygun bir mekan yanılsaması yaratmaya yarar. Bu nedenle de bir yönden salonla, üç yönden ise çeşitli hizmet alanlarıyla çevrilidir. Bu hizmet alanları mekan yanılsaması yaratmak için kullanılan dekorların hazırlanma işlevini yerine getirirler.

KÜBİK MİMARLIK

Türkiye'ye 1930'larda ulaşan Uluslararası üslup doğrultusunda yapılmış pürist, dikaçılı, prizmatik biçimleri yeğleyen mimari anlayışa verilen ad. Bilimsel bir terim olmadığı gibi meslek çevrelerince de kullanılmaz. daha çok genel konuşma diline özgüdür. Sözcük, yine konuşma dilinde estetik değeri düşük olduğu varsayılan bir yapı için küçültücü anlamda da seyrek olarak kullanılır.

İKLİMLENDİRME

Bir yapının iç mekanlarını gerektiğinde, özel bir tesisat düzeneği aracılığıyla sıcak ya da soğuk hava göndererek ısıtıp soğutma işlemi.
İklimlendirme sistemine sahip ilk yapı kuzey İrlanda nın Belfest kentindeki Royal Victoria Hastanesidir (1903). 1906 yılında ise ünlü mimar F.L. Wright Buffalo kentindeki Larkin büro binasında daha gelişmiş bir iklimlendirme sistemi uygulamıştır. O yıllardan bugüne iklimlendirmenin ana ilkelerinde çok önemli değişmeler olmamıştır.

la CORRENTE

1910'ların başında Milano'da kurulan bir İtalyan sanatçı topluluğu. Ekspresyonist eğilime sahip olan topluluğun üyeleri arasında; R. Birolli, B. Cassinari, E. Morlotti, E. Vodova gibi sanatçılar vardır.

COLOUR FİELD

1950'lerin sonlarında ABD'de ortaya çıkan ve Kelly, Kuwayama, Louis, Noland gibi sanatçılar tarafından izlenen bir resim akımı. Her türken mekan ve biçim yanılsamasını yadsıyan ve yalnızca renk lekeleri oluşturmaya yönelen bir tutum gösterir. Bu renk lekeleri arasında kesin sınırlar varsa, bu yönelime de -hard edge- denir.

NORMAN ÜSLUBU

İngiliz mimarlığının 11. yy'dan 13. yy'a dek süren dönemi. Romanesk'in İngiltere'ye özgü yerel nitelikler taşıyan bir dalıdır.

ODİTORYUM

Antik Roma'da ozanların dinlenmesi için toplanılan yer. Küçük bir amfitiyatro biçiminde ve genellikle üstü örtülü bir mekandır. Eski Yunan'ın klasik çağında böyle bir yapı bulunmamaktaydı. Helenistik çağ'da ortaya çıkmıştır.

NOSOKOMİON

Bizans mimarlığında hastane ya da bakım evi yapısı. Günümüzde ayakta duran bir örneği yoktur.

RESİM TAHTASI

Üzerinde teknik çizim ya da grafik çalışmaları yapılan yumuşak ahşaptan yapılmış tabla. Planş'da denir.

MÜZEHHEP

Osmanlıca'da Tezhip işlemi görmüş ya da yaldızla bezenmiş nesneleri niteler.

DİL

Sanatın bir dil olarak nitelendirilmesi doğrudan doğruya yapısalcılık'ın ortaya çıkışıyla bağlantılı bir olgudur. Bu anlamıyla sanatta dil sözcüğü, gerçekte bildiğimiz insan diline ancak bir yapı oluşu nedeniyle benzemektedir. Tüm yapılar gibi sanatsal yapının oluşumu sağlayan ilke, kural ve ögeler de bazı vazgeçilmez özelliklere sahiptir. Bu özellikler toplumsallık, bağlayıcılık ve nedensizliktir. Sanatsal dil toplumsaldır çünkü, kişisel iradeyle istenildiği gibi değiştirilemez. Bağlayıcıdır, kişiye ve ürüne kendi dizgesini zorunlu kılar. Nedensizdir çünkü, hiçbir dil belirli somut zorunlulukların bir yansıması olarak ortaya çıkmaz. Başka bir anlatımla, sanatsal dili (ve genel olarak dili) var eden ögeler gerçekliklerin birer yansıması ya da sonucu değil, salt kendileri olarak açıklanabilecek sanatsal gerçekliklerdir.

KALEMTIRAŞ

Hat sanatında kullanılan kamış kalemlerin ucunu yontmak için kullanılan uzun saplı, kısa ağızlı bıçak. Osmanlı döneminde yalnızca bu işle uğraşan ustalar tarafından üretilirdi. Ustanın adı ağız bölümündeki damgada belirtilirdi. Ünlü kalemtıraş ustaları arasında Eyüplü Reci, Galatalı Recai, Safi, Razi, Fazlı, Necip, Muhyi, Sıtkı, Meyli gibi adlar sayılabilir.

İKİZ KENT

Bir ırmağın iki yakasında gelişmiş iki parçası bulunan kent. Bu tip kentlerin tipik örneği Buda ve Peşte adlı iki kentten oluşan Budapeşte'dir.

SANDAL AĞACI

Hindistan ve bazı tropik ülkelerde yetişen güzel kokulu ve sert bir ağaç. Mobilyacılıkta kullanılır.

TEFRİŞ PROJESİ

Bir yapının sabit nitelikte olmayan eşyayla döşenmesi için hazırlanmış proje. Döşeme ögelerinin sabit olanları daha önceden uygulama projesinde gösterilir.

ZOOPHOROS

İnsan ve hayvan betileriyle donatılmış şerit biçiminde sürekli kabartma. Antik mimari bezeme için geçerli bir terimdir.

CLOİSONNE MİNE

Bir mine yapım tekniği. Bu teknikte, önce bezeme örgeleri porselen ya da metal yüzey üzerine ince metal tellerle kontur olarak işlenir; sonra; bunların oluşturduğu kapalı alanlara renkli cam ham maddesi doldurularak fırınlanır. İlk kez Bizans'ta kullanıldığı sanılır. En yetkin örnekleri 11. yy'dan önce yaratılmıştır.

RAYONİZM

1910'larda Rusya'da M. Larionov ve N. Gonçarova tarafından geliştirilen bir soyut resim akımı. Parlak renklerde doğrusal çizgiler kullanan Rayonizm, Füturizm'le de bağlantılıdır. Özellikle sahne tasarımı alanında kullanılmıştır.

MUMYA

Bozulmadan korunabilmesi için üzerine çeşitli teknikler uygulanmış ceset. Kendisi doğal olarak hiçbir sanatsal değer taşımayan mumya, çeşitli sanat ürünlerinin -taşıyıcısı- haline gelmiştir. Özellikle eski Mısır'da mumya maskeleri, mumya portreleri ve mumya tabutları Mısır Sanatı'nın en önemli ürünleri arasında sayılırlar.

STÜDYO

Plastik sanatlar alanında çalışan sanatçının atölyesi. İçinde radyo ve televizyon için yayın hazırlanan özel salon. Sinema filmleri çekmek için donatılmış özel mekan.

Bir saray ressamı; FAUSTO ZONARO

1854 yılında İtalya Masi'de doğdu. Gençliğinde duvar ve bina yapımı işlerinde çalıştı ve aranan bir usta oldu. Bu işten sıkılınca ressamlığa merak sardı. Özellikle kiliselerde fresk yenileme gibi sanatını gösterebileceği işlerde çalıştı. Daha sonra kendisinden resim almak isteyen Elisabeth Pante ile tanıştı ve ona aşık oldu. 1891'de oryantalist bir tutkuyla merak ettikleri İstanbul'a geldiler ve burada 1892'de evlendiler. Burada Taksim civarında Ayazpaşa mezarlığı ile Ayazpaşa arasında Ömer efendi isimli bir beye ait bir evde 34 lira kira ödeyerek yaşamaya başladılar. Suluboya tabloları beğeni toplayan Zonaro, bir gün teşrifat nazırı Münir paşa tarafından Yıldız sarayına davet edildi ve burada Osman Hamdi ile tanıştı. Daha sonra Münir paşa'nın eşine resim dersi vermeye başladı ve Zonaro çifti İstanbul'da sanata yakın çevrelerde iyice tanındı. Münir paşa Zonaro'nun eserlerini Abdülhamit'e göstermek istediğini belirtti ve isteği yerine getirildi. Abdülham…

ZAFER TAKI

Eski Roma'da savaş kazanan komutanlar ve İmparatorlar için inşa edilen ve genellikle yol üzerinde ya da meydanlarda konumlandırılan bir tür yapı. En basit biçimiyle bir zafer takım iki masif ayak ve aralarında bir kemerden oluşur. Dört ayaktan oluşan zafet taklarının sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Antikite'den sonra zafer takı örnekleri 19. yy'a kadar görülmez. Ancak bu yüz yılda başlayan ekletizm akımıyla birlikte Eski Yunan ve Roma'ya öykünme çabaları hızlanınca, pek çok Avrupa kentinde zafer takları yeniden inşa edilir olmuşlardır. Bunlardan en ünlüsü Paris'te bulunan ve yapımına Napoleon'un buyruğuyla girişilen Arc de Triomphe'dur.

OPUS SECTİLE

Çeşitli biçimlerde kesilmiş renkli mermer parçalarının yan yana dizilişiyle yapılan bir tür mozik. Roma ve Bizans'ta kullanılmıştır. Gerçek mozikten farkı birincinin standart biçimli parçalarla, opus sectile'nin ise farklı boyut ve biçimdeki ögelerle gerçekleştirilmesidir. Dolayısıyla mozaikte betileri yaratan bu eş biçimli ögelerin gruplanışı olduğu halde, opus sectile de betiler mermerden bağımsız parçalar halinde kesilerek hazırlanır.

UYGULAMA PROJESİ

Bir yapının tasarlandıktan sonra arsa üzerinde gerçekleştirilebilmesi için yapılan, inşaat ayrıntılarını da içeren özel proje.

EVRENSELLİK

Bir sanat kavramı olarak evrensellik, ulusallık ve yerellik kavramlarının karşıtı niteliğinde kullanılır ve bir sanat yapıtı ya da akımının tek bir topluma özgü olmayan tüm dünya için geçeri bir anlayışın ürünü oluşunu anlatır. Bu anlamda evrensellik, ayrıntılarda olmaktan çok, ana ilkelerde bir ortaklık demektir. Örneğin 19. yy Eklektisizmi tüm dünyaya yayıldığı için evrensel sayılabilir. Oysa her ülkede eklektisiszm farklı kökenlerden kaynaklanan biçimlerde gerçekleştirilmiştir.

BAŞYAPIT

Bir sanatçının becerisini ya da bir üslubun özelliklerini en yetkin biçimde örnekleyen, çok başarılı sanat yapıtı. -Şaheser-de denir.

AÇIK BÜRO

Tümel mekan anlayışı doğrultusunda biçimlendirilmiş, kendi içinde odalara bölünmemiş, ancak hafif panolarla görsel olarak ayrılmış mekanlardan oluşan büro türü. 1950'lerden beri tüm dünyada yaygın olarak uygulanmıştır.