Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RESİM SANATI

Estetik bir etki yaratmak amacıyla, düzlemler üzerine iki boyutlu betileri yerleştirerek kompozisyonlar oluşturma tekniği.

RESMETMEK

Gerçek veya düşsel varlık, nesne ya da gerçeklikleri iki boyutlu bir yüzey üzerine betimleme biçimi.

PARAÇOL

Türk konut mimarisinde yapı çıkmalarının altına destek olarak koyulan eğimli ahşap inşai öge. Sözcük özellikle, eski İstanbul evlerindeki bu tür ögeler için kullanılır.

KEÇE

Yünün dövülüp kumaşa benzer hale getirilmesiyle elde edilen bir tür yaygı.

DADACI

Dada akımı yandaşı ve bu doğrultuda çalışan sanatçı. Dada akımı doğrultusunda ortaya konmuş sanatsal yapıtlarını ve bu doğrultudaki sanatsal davranışları da niteler.

DADA AKIMI & DADAİZM

Edebiyat, tiyatro ve görsel sanatlar alanında etkili olan bir uluslararası akım. 1916'DA Zürih'de kuruldu. New York (1915-1920) Almanya (1918-1923) ve Paris (1919-1922)'te de kolları oluştu. En önemli üyeleri; M. Duchamp, J. Arp, F. Picabia, K. Schwitters, M.Ernst olan Dada, günümüzün geçerli tüm eğilimlerine güçlü bir karşı çıkış olarak belirir. Bir anlamda dadacılar yeni bir sanat yaratmaktan çok, onaylanmış tüm sanat anlayışlarını yıkmayı amaçlamışlardır. Geleneksel resim ve heykelin yerine kolaj ve ready-made'i getirmişler, betimleme sorununu sanat yaratmasının gündeminden tümüyle çıkarmayı denemişlerdir. Hem kolaj hem de ready-made sanatsal nitelikte olmayan nesneleri yeni bir dizge içinde yerleştirmeyi öngörür. Böylelikle sanat eylemi yalnızca bir dizge değiştirme uğraşına indirgenmiş olmaktadır. Dada'nın betimlemeyi sanat alanında uzaklaştırışı en yetkin biçimiyle şiirlerde görülür. Dadacı şiir anlamlı sözcük ve cümleleri kullanmaksızın, tamamıyle uydurma bi…

ABANOZ

Kara renkli, sert bir tropik ağaçtan elde edilen ahşap. Mobilyacılıkta kullanılır ve çok değerlidir.

ZAMAN BOYUTU

Mimarlıkta zaman boyutu, bir mekanın kavranması ve algılanması amacıyla algılayanın zaman içinde yaptığı devinimi ifade etmektedir. Diğer sanat yapıtlarında algılama süreci devinimi içermediğinden, sanatlar içinde yalnızca mimarlık için söz konusudur. Diğer sanatlarda izleyici yapıtı -yaşamak- zorunda değildir. İzleyici - yapıt ilişkisi edilgendir. Oysa mimari ürün ancak uzun bir algılama süreci içinde -yaşanarak- kavranabilir. Dolayısıyla her mimari ürünün en, boy ve yükseklikle belirlenen hacimsel boyutları dışında, zamanın belirlediği bir de mekan boyutu vardır.

TEMEL TASARIM

Tasarlama eylemini öğretmekle uğraşan çağdaş bir disiplin. İlk kez Bauhaus bünyesinde ortaya çıktı. Geçmişte lonca içinde çalışarak kendiliğinden öğretilen tasarlama, endüstri çağında bu sistemin çöküşü sonrasında örgün eğitimin konusu oldu. Temel tasarım, 19 yy'ın eski üsluplarını taklit ederek onlara dayanan alıştırmalar yaparak öğretmeye çalıştığı işi tarihselcilikten tamamen uzak bir anlayışla öğretmeyi amaçlar. Bu ise soyut araştırmalarla ve belirli bir işleyişe yönelik olmayan, yalnızca renk, biçim, doku, ritm vb. gibi sorunları ele alan bir çalışmayla yapılmaya çalışılmaktadır. Bugün yer yüzündeki hemen hemen tüm sanat okullarında eğitimin ilk aşamasını temel tasarım almaktadır.

MONOGRAFİ

Belirli bir dönem, yer ya da kişiyi ele alan, kitap haline gelmiş bilimsel çalışma. Sanat tarihi alanında böylesi sayısız araştırma vardır.

MODERN SANAT

19. yy'ın eklektisist doğrultudaki sanat anlayışına karşıt tüm sanat akımlarını ve üsluplarını içerir. Hangi tarihten sonra ortaya çıkan sanatsal davranışların Modern Sanat kapsamında sayılacağı kesinlik taşımaz. Çoğunlukla 19. yy ortalarında beliren Gerçekçilik ilk modern akım saylmaktaysa da, modern sanatın başlangıcını çok daha ileriye, 1905'e Kübüzmin çıkışına dek almak olanaklıdır. Modern sanat, Avrupa sanatında Rönesans'tan bu yana egemen olan doğaya sadakat kaygısının yadsınışı olarak düşünülüyorsa Kübizmin ilk Modern akım olarak nitelenmesi çok daha doğru olur.

MONOLİTİK

Taş ya da mermerin yontulmasıyla oluşmuş ve kendi kendine ayakta durabildiği gibi, taşıyıcı olarak da kullanılabilen yekpare geleneksel yapım ögelerini niteler. Örneğin; mısır dikilitaşları, Antik Yunan sütunları monolitik yapılardır. Sözcük günümüz mimarlık terminolojisinde yekpareymiş izlenimi veren her tür yapı kitlesini nitelemek için de kullanılır. Örneğin, karkas bir sistem olarak yapılmayıp döküm yöntemiyle oluşturulmuş yapı ya da yapı ögeleri için de -monolitik- sıfatı geçerlidir.

KAYA MEZARI

Kayaya oyulmuş bir ya da bir kaç odadan oluşan mezar yapısı. Anadolu'da oldukça eski bir geçmişi olan kaya mezarlarının en eski örneklerinden biri Eskişehir yakınlarındaki Midas'ın mezarı denilen yapıttır. (M 8 yy) Roma döneminde bu tip mezar yapıları iyice yaygınlaşmıştır. Bunların en ilginç örneklerine Fethiye'de rastlanır.

UYGULAMA

Tasarı ya da proje düzeyindeki bir sanatsal düşünceyi yapıt haline getirme işlemlerinin tümü. Sözcük, özellikle mimari ürünlerin gerçekleştirilme süreçleri için kullanılır.

YAĞLIBOYA RESİM

Vasari, Avrupa resminde yağlıboya kullanımının Flaman ressam Van Eyck tarafında 15. yy'da başlatıldığını söylerse de , Ortaçağ'da yağın pigmentleri taşıyıcı olarak kullanıldığı bilinir. Bununla birlikte, Van Eyck'ın tekniğinin çok daha hassas bir çalışmaya ve ton farklarını belirtmeye olanak tanıdığı anlaşılmaktadır. Söz konusu teknik Antonello da Messina tarafından İtalya'ya götürülür ve 16. yy içinde bile Tempera tekniğiyle karışık olarak kullanılır. Sonraları yağlıboya temperayı tümüyle ortadan kaldıracaktır. 19. yy'da ise tüp yağlıboyanın ortaya çıkışı alla prima çalışmayı kolaylaştırarak bir devrim yaratır. Hızlı kuruyan ve kolayca taşınabilen yeni yağlıboya, ressamları açıkta çalışmaya teşvik eder.

ABANİ

Açık sarı renkli, üzeri koyu sarı ipekle işli bir tür eski pamuklu kumaş. Hindistan ve Halep'te dokunurdu.

ABANİ

Açık sarı renkli, üzeri koyu sarı ipekle işli bir tür eski pamuklu kumaş. Hindistan ve Halep'te dokunurdu.

RUE CORRİDOR

Barok kent planlama anlayışıyla birlikte ortaya çıkan ve özellikle 19. yy'da yaygınlaşan bir cadde tipi. Temel özelliği iki yönden aynı yükseklikte yapı dizileriyle sınırlanmış oluşu ve doğrusallığıdır. Fransızca'da koridor cadde anlamına gelen sözcük bu katı geometrik düzene bir eleştiri olarak kullanılır.

PRİMİTİVİZM

Rusya'da 1905 ile 1920 arasında gelişen Ekspresyonizm!in bu ülkeye özgü bir dalı sayılabilecek resim akımı. Büyük ölçüde Rus halk sanatından etkilenmiştir.

MENEVİŞ

Cam üzerinde ve metalik yüzeylerde ortaya çıkan alacalı renk dizileri. Uzun süre toprak altında kalan cam eşyalarda doğal olarak meydana gelir. Yapay olarak da elde edilebilir ve bu teknik hem metal hem de cam için kullanılır.

HELENİSTİK ÇAĞ

Antikite'nin MÖ 300'den MÖ 30'a dek süren dönemi. Büyük İskender'in saltanatını ve onun ölümünden sonra Yakın doğadaki mirasi üzerine komutanlarınca kurulan krallıkların tarihini kapsar. Bu krallıkların (Anadolu'da Bergama, Suriye'de Seleukhoslar, Mısır'da Ptolemeler krallıkları) Romalılar tarafından ortadan kaldırılışıyla son bulur. Yunan kültürünün tüm ortadoğuya yayılması ve bir doğu bayı bileşiminin ortaya çıkışı bu dönemde görülür. Bununla birlikte, Helenistik çağdaki bu bileşimde Yunanlılık payının daha fazla olduğu söylenebilir.

ARKAİZM

Tüm sanat dalları için geçerli olan arkaizm sözcüğü, sanatta varılan olgunluk aşamasından sonra, o sanat dalının erken dönemlerine bir dönüş çabasında bulunmak anlamına gelir.

ESTETİZM

Sözcük, sanat yapıtında güzeli aradığı savında olan anlayışlar için eleştirel nitelikte kullanılır. Sanatı bir haz verme aracına indirgemek isteyen her tür anlayışı niteler.

ARTİFACT

İnsan eliyle yapılmış tarihsel ve kültürel değeri olan taşınabilir her tür nesnenin genel adı. İngilizce kökenli olan sözcük mimarlık tarihi ve restorasyon alanında ender olarak İngilizcedeki özgün biçimiyle kullanılır.

NİYRENK

Osmanlı minyatür sanatında nakkaşın hazırladığı taslak. Niyrenk batılı anlamdaki eskizden farklı niteliktedir. Asıl yapıta bir ön çalışma olarak yapılmaz; tam tersine ince kömürle çizilen niyrengin konturlarına sadık kalınarak, asıl resim onun boyanmasıyla oluşur.

KALİGRAFİ

Yazı sanatı. Arap alfabesiyle yazılan yazılar için bu sözcük değil hat sanatı kullanılır.

KALKER

Bileşiminde %90'dan fazla kalsiyumkarbonat bulunan kütlelere genel ad olarak kalker adı verilir. Kalkerin rengi taşın içine giren yabancı maddelere göre değişir. Beyaz, sarı, siyah ve gri renkte olabilirler. Bileşimindeki ikincil maddelere (kum, kil, magnezyum, karbonatlar gibi) dokularına ve içindeki fosillere göre adlandırılmaktadırlar. Kalkerler fazla sert olmamaları, kolayca işlenebilmeleri, hemen her yerde bulunmaları nedeniyle her tür yapıda masif ve kesme taş olarak kullanılır.

SÜSLEME

Bir yüzeyi ya da bir ürünü estetik açıdan daha etkili kılamk amacıyla yapılan her tür çalışma. Süsleme sözcüğü genelde bu anlamdaki her çeşit çalışmayı kapsadığı halde, daha çok taşınabilir nesneler üzerinde estetik etkinlikleri anlatmak için kullanılır. Örneğin; mimari ürün üzerinde bir süslemeden değil de, ancak bezemeden söz edilebilir.

NOVECENTO İTALİANO

1922'de İtalya'da kurulan faşist eğilimli bir sanatçı grubu. Marussig, Funi, Sironi, Carra, Tosi gibi üyeleri bulunan grubun düşünsel önderlerinden biri de Mussolini idi. Asıl amaçları klasik sanata özgü büyük boyutlu figüratif tablo resmi geleneğini yeniden canlandırmaktı. Fakat ancak devlet propaganda sisteminin eklektisist doğrultuda çalışan düzeysiz bir aracı olabilmişlerdir.

ODEON

Antikite'de içinde müzik dinlemek için yapılmış özel yapı. Anfitiyaftro biçiminde ve genellikle üstü örtülü bir mekandır. Eski Yunan'ın klasik çağında böyle bir yapı bulunmamaktaydı. Helenistil çağ'da ortaya çıkmıştır.

OBJEKTİF

Fotoğraf makinesinde görüntünün duyarkat üzerine yansımasını sağlayan mercekler sistemi. Görüntüyü dar bir açıda alam objektife -teleobjektif-, geniş açıda alana ise -geniş açılı objektif- denir. Değişken açılı mercekler sisteminden oluşan objektif ise, zoom olarak adlandırılır.

NOKTA

Resim sanatında nokta, geometrideki anlamından oldukça farklıdır. Resimdeki nokta merkezi dengeye sahip bir yüzeysel etki ögesi olarak tanımlanır. Dolayısıyla resimsel nokta geometridekinden farklı olarak bir alan kaplar. 1. anlamıyla nokta, resme ancak çağdaş sanatın ortaya çıkışıyla birlikte girmiştir. Yukarıdaki biçimde tanımlanması da, modern ressamlardan Paul Klee'nin ürünüdür. 2. Eski şark el yazmalarında ve özellikle Kur!an'larda, cümle ve ayet bitişlerindeki konulan gül, daire veya yıldız biçimli, renkli ya da yaldızlı küçük tezhip ögesi. -gül nokta-, - mücevher nokta-, -şeşhane nokta- gibi türleri vardır.

KAZIRESİM

Metal, taş ya da ahşap yüzey üzerinde kazınarak yapılan bir resim ya da desenin kağıt üzerine mürekkeple basılmasıyla oluşturulan sanat yapıtı. Bu alanda uygulanan çok sayıda teknik iki ana grupta incelenebilir. 1. Kabartma tekniği ile yapılan kazıresim; bu teknikte resmi oluşturan çizgi ya da noktalar levha yüzeyinde yüksekte kalırlar. Baskı mürekkebi bunlara sürülür ve basım sonucunda kağıda geçer. Genellikle ahşap levhalarda yapılır ve -ksilografi- de denir. Metal levha kullanılarak yapılan bu tür kazıresim ise - kalburlama- denen teknikle oluşturulur. 15. yy'dan sonra bu yöntem terk edilmiştir. 2. Çukur kazı tekniğiyle yapılan kazıresim; bu tür kazıresim levhalarında resmi oluşturan çizgiler levha yüzeyi üzerine kazı kalemiyle oyulur. Bu teknikte genellikle levhalar kullanılır. Ofort, mezotinto vs. gibi türleri vardır.

LESİT

Bir tür antik Greek keramik kabı. Genellikle ıtriyat konulması için yapılan lesitler, silindirik gövdeli dar boyunlu ve tek kulplu olur, resimsel bezemeyle süslenirdi.

SANAT EĞİTİMİ

19. yy'a dek bir örgün sanat eğitiminden daha doğrusu öğretiminden söz edilemez. Yüzyıllar boyunca sanatçı daima usta çırak ilişkisi içerisinde yetiştirilmiştir. Büyük oranda lonca sisteminin bir sonucu olan bu yetişme düzeni, Batı'da kapitalizmin gelişimiyle birlikte ortadan kalkınca zorunlu olarak yerini okul içi eğitime bırakmıştır. Akademiler bu yeni gereksinmenin bir sonucudur. Çağdaş sanat eğitiminde ise en önemli ve ilerici adımlar 1919 ile 1933 arasında Bauhaus bünyesinde gerçekleştirilmiştir.

SANAT TOPLUMBİLİMİ

Sanat yapıtının oluşumunda toplumsal çevre koşullarının rolünü araştıran disiplin. İlk olarak 19. yy'da edebiyat alanına ilişkin sorunları araştıran bir dal olarak ortaya çıkar. Diğer sanatlarla da ilgilenmeye ancak 20. yy'da başlamıştır.

YALI BASKISI

Eski ahşap İstanbul evlerinin dış kaplaması. Tahtalar bu yöntemle lamba zıvanalarla birbirlerine tutturulmaz. kiremit gibi birbirlerinin üstüne bindirilerek çivilenir.

YALI BASKISI

Eski ahşap İstanbul evlerinin dış kaplaması. Tahtalar bu yöntemle lamba zıvanalarla birbirlerine tutturulmaz, kiremit gibi üst üste bindirilerek çivilenir.

BÜTÜNLEME

Restorasyon çalışmaları sırasında bir binanın yapısal ya da estetik gereksinmeler nedeniyle, eksik parça veya bölümlerinin tamamlanması işlemi. Eklenen parçaların tüm yapıya oranı önemlidir. Örneğin antik çağ yapılarında uygulanan anastilosiste yeni eklenen parçaların oranı hiçe kadar düşebilir.

CAEMENTUM

Antik Roma betonuna çağdaşlarınca verilen ad.

CAMERA LUCİDA

Nesnelerin resmini kolayca çizebilmek için kullanılan bir araç. bir prizma düzeneğiyle çalışan camera lucida, nesneyle göz arasına yerleştirilir ve altta yatay konumda bulunan kağıt üzerine nesnenin yansımasının düşmesi sağlanır. Bu yansımanın konturları üzerinden geçilerek resim oluşturulur. camera obcura'nın 19. yy'da geliştirilmiş biçimidir.

SÖNDÜRGE

Eskiden camilerde kandilleri söndürmek için kullanılan ince uzun boru biçiminde araç.

PAPİRÜS

Eski mısır kağıdı. MÖ 4. binyılda Nil kıyısında yetişen aynı adlı bir bitkinin gövde katmanlarından düzgün bir yüzey oluşturacak biçimde üst üste yapıştırılıp preslenmesiyle yapılmıştır. İcadı daha öncel-ki tüm yazı malzemelerini geçersiz bırakmış MS 4. yy'da parşömenin yaygınlaşmasına kadar tüm Akdeniz ülkelerinin temel yazı malzemesi olmuştur.

PAPEL

Kavaktan yapılmış kaplama malzemesi.

WİENER WERKSTAETTE

1903 yılında Viyana'da kurularak dekoratif ve grafik sanatlar alanında çalışan sanatçıları bir araya getiren bir üretici kuruluş. Sözcük anlamı Viyana atelyeleri dir. Arts and Crafts akımının ilkelerini amaçladıysa da, sonuçta art nouveau'yla bağlantılı bir biçim dili yaratmıştır. Çalışmasını 1920 sonrasında art deco akımının egemenliği altında sürdürmüştür.

WİENER AKTİONİSMUS

1960'lı yılların başlarında Viyana'da ortaya çıkan ve Happening'i temel özgürlüğe varmak için bir araç olarak değerlendirilen akım. Bilinçaltının ve içgüdünün özgür bırakılmasını sanatsal eylemin ana amacı saymaktaydı.

YANGIN KULESİ

Kentteki yangınları hızla haber verebilmek için yapılmış kule. Osmanlı dönemi İstanbul'una özgü bir yapı tipidir. En ünlü örneği bugün İstanbul Üniversitesi bahçesinde bulunan ve II. Mahmut döneminde yapılmış olan yangın kulesidir. Galata Kulesi'de yakın dönemlere dek bu amaçla kullanılmıştı.

SAKS

18. yy'dan beri Almanya'nın Saksonya bölgesinde üretilen her tür porselenin genel adı. Söz konusu porselenlerin asıl üretim yeri Meissen kentidir. Avrupa'da Çin ve Japon porseleni niteliğindeki ilk ürünler de yine bu kentte Bötter tarafından 1707'de yapılmıştır.

XIII. LOUİS ÜSLUBU

XIII. Louis'in saltanat yıllarında gelişen Manyerist nitelikte Fransız sanat üslubu.

XII. LOUİS ÜSLUBU

Aynı adlı Fransız kralı döneminde Fransa'da egemen olan sana üslubu. Mimarlık, dekoratif sanatlar ve mobilya'da görülür. Ülkede yeni yeni tanınmaya başlayan İtalyan Rönesansının etkileriyle oluşmuş geç gotik ile Rönesans'ın birleşimi niteliğinde ürünler vermiştir. Bezemedeki sadeleşme eğilimi de dönemin özelliklerinden biridir.

ÇARDAK

Bahçelerde yapılan 4 yada daha fazla direk üzerinde duran, hafif strüktürlü bir çatısı bulunan gölgelik. Sözcüğün kökeni Farsça -Cahar Tak-dır ve -dört kemerli- anlamına gelir. Aslında dört kemerle taşınan bir kubbeden oluşan ateşgede yapıları için kullanılan sözcük, Türkçe'de bugünkü biçimini kazanmıştır.

ABACUS

Antik sütun başlıklarının en üstünde bulunan taş levha. Grek Dor başlıklarında kalın düz bir levha biçiminde, Grek Iyon başlıklarında ve Toskan, Roma Dor ve Roma Iyon başlıklarında alt kesimi silmeli kare biçimindedir. Korint ve Kompozit başlıklarda kenarları iç bükey ve köşeleri pahlıdır. Abak da denir.

MANASTIR

Dünyayla ilişkisini kesmiş Hristiyan din adamlarının yaşaması için kırsal alanda yapılmış yapı ya da yapı topluluğu. 4. yy'ın ortalarında ilk olarak Mısır'da başlayan manastır yapımları tüm Hristiyan dünyasında hızla yayılmıştır. Protestan ülkelerde manastır bulunmaz.